Kamuya Ders Kitabı
Puan vermedi·512 syf.··
2026 16. kitabı
Muhtemelen uzun ve oldukça kişisel bir inceleme yazısı olacak. Siddhartha Mukherjee gerçekten çok iyi bir hikaye anlatıcısıdır. Bu hikayelerini de iki ana örgü (bazen üç ana örgü) ile bize sunuyor. Bir hiyerarşi barındırmadan dilin imkanları çerçevesinde birinci ve ikinci demek durumunda kalacağım lakin; bu durum bir beğeni ya da önem farkına benim açımdan işaret etmeyecektir. Birinci olarak bilimsel bilginin günümüze nasıl geldiğinin anlatıcılığında çok kıymetli bir iş yapıyor Siddhartha. Kitabın içindeki her başlığın akademik yazındaki ilk noktasından günümüzdeki bilgi birikimine ulaşana kadar emek sarf eden her bir bilim insanına işaret ediyor ve okuyucuyu da bu kümülatif bilgi artışında aktif bir izleyici olarak ağırlıyor. Diğer kısım ise okuyucu çektiği duygusal sayfalardır. Bir ders kitabı okurken okuyucu kendisini adı-sanı bilinen bir hastanın yanında Siddhartha'nın odasında şikayet dinlerken buluyor ya da hekim ile birlikte çare ararken... Aslında bu durum da duygusuz akademik bilginin omuzlarında yükselen romantize edilmiş güçlü beyaz önlüklülerin yükselmesine yol açıyor. Hastayı kurtarabilecek olan bilim insanları ya da hekimler... Örgüdeki bir üçüncü kısım ise çok daha nadir de olsa önemli yerlerde Siddhartha'nın kendisidir. Onun duyguları, boş yollarda yürüyüşleri ya da kişisel aile işlerine dair satırlar. Yani, bu kitabın yazarı da bir insan olarak ve okuyucusuyla insani ilişki kurmaya devam ediyor. Buraya kadar olan kısım kitabın nasıl kurgulandığı ile alakalı olsun. Devamı içinde Siddhartha taktiği kullanalım, durup durup farklı konulara sekelim. *** Siddhartha bilimsel olarak anlaşılması zor konuları berraklaştırmada gerçekten iyi bir iş çıkarıyor. Tabii ki, bu yorum taraflıdır. Ben bu kitabın muhtevasındaki her bilgiyi en azından bir kaç kere ders
Hücrenin Şarkısı: Dönüşen Tıp ve Yeni İnsanSiddhartha Mukherjee · Domingo Yayınevi · 202437 okunma
Cellat
6/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2026 21:25
Cellat Daniel Cole Kitap 3 seriden oluşuyor; Kukla, Cellat, Son Oyun.. Ben bugün itibari ile Cellat'ı bitirdim. Kitabın serinin devamı olan bir polisiye kitabıdır. Kitap İngiltere'nin Londra şehrinde geçmektedir. Kitapta 18 ay önce yakalanan Kremasyon Katilinin ardından geçen 18 ay sonrasında New York'ta nehirde asılı olan bir cansız bedenin göğsüne kazılı olan YEM kelimesi akıllara Kukla cinayeti ile bağdaşan Khalid'i getirmişti. İlk romanda Dedektif Emily Baxter özgür bir dünyaya gitmesine izin verdiği Wolf ve olayların içinde aslında onun da parmağı olduğunu bile bile içinde duyduğu sevigiden ötürü Wolf ellerinin arasından kayıp gitmesine izin vermişti. Cellat kitabında ise aldığı psikolojik seanslardan sonra bir nebze olsun kendini toparlayan Baxter New York'ta olan bu cinayet için arkadaşlarını, sevgilisini ve kedisi Echoyu bırakıp sadece hayatında 3 kere geldiği New York'a gelecekti. Gelmesinin amacı bu öldürülen kişinin göğsünde yazan kelime Yem olması onu buraya kadar getirmişti. Yanında çalışacağı iki dedektif vardı bunlar; Ajan Curtis ve Ajan Rouch ama onun bu hayatta ki tek güvendiği insan Edmundu idi ondan başka kimseye güvenmiyordu hatta öyleki sevgilisinin kart hareket dökümünü her ay Edmunstan kontrol etmesini istiyordu. Sonunda New York'a gelmişti. burada öğrendiği bütün bilgileri yasak da olsa Edmundla paylaşıyordu çünkü ilk katilin yaklanamasının gerçek kahramanı aslında kimse bilmese de Edmundstu. Kimseye güvenmiyordu aslında haklı bir gerekçesi vardı öyleki herkes ondan bir şeyler saklıyordu. NYPD'nin başındaki kadın Dedektif Başkomiser Baxter'dan hiç hoşlanmamıştı işlerine burnunu soktuğu için hemen ülkesine geri gitmesini istiyordu ve Ajan Curtis'i onu bunun hakkında uyarmıştı ve bazı öğrendiği delilleri ona söylememesini istemişti. Öyleki
Duygu ve Düşünce
CellatDaniel Cole · Pegasus Yayınları · 201872 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·152 syf.··
2025 10. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2025 09:56
Kadın cinayetlerinin görünürlüğünün arttığı ancak sürekli maruz kalmayla beraber de maalesef kanıksanmaya başlandığı şu dönemde elime geçen bu kitap, olması gerektiği gibi beni rahatsız etti. Belki de daha çok rahatsız olmayı beklerken yeterince rahatsız olmadığımı, kanıksamaya başladığımı fark ettirdiği için rahatsız oldum. Okurken keyif alınacak değil ancak fark etmenizi ve kitap boyunca süren rahatsızlığınızla sizi kendinizle sorgulamaya iten bir şekilde yazılmış. Bilinç akışı tekniği kullanılması okur olarak karakterlerin düşünce dünyasına bir nevi biyopsi yaparak karakterlerin iyiliğini kötülüğünü düşünmeden sadece var olan düşüncelerini görmemize olanak sağlamış. Bir daha aynı kitabı okuyabilir miyim bilmiyorum ama Pınar Kür'ün diğer eserlerini de okumak istediğime eminim
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,7bin okunma
8/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2025 20. kitabı
Filozof, sosyolog ve hukuk teorisyeni Renata Salecl Cehalet Tutkusu’nda, insanlık durumunun daima bir parçası olduğunu savunduğu “cehalet”i ve bağlantılı olarak “inkâr” kavramını masaya yatırıyor; hem travmatik bilgiye ulaşmaktan kaçınan insan doğasını hem de ideolojik mekanizmaları sekteye uğratacak bilgiyi inkâr yollarını insanlık durumu üzerinden açıklıyor. Kasıtlı cehaletin bilhassa kriz anlarında olumlu bir yanının da olabileceği fikrini dile getiriyor; cehaletin güce nasıl dönüşebileceğini disiplinlerarası örneklerle aktarıyor. Cehalet çoğu zaman bilinçli bir eylemdir. Bilmek, farkı da olmak insana ağır geldiğinde kişi bilmemeyi tercih eder. Savaşta, hastalıkta, aşkta; cehalet en büyük lükstür. Toplu mezarlarda kemiğini bulamamak dönecek umudunu besler, biyopsi sonucunu öğrenmemek hastalık yokmuş hissi uyandırır, hislerin net bir şekilde duyulmaması belki bir gün tam istediğim gibi olacak dedirtir. Pek çok şeyi keşfeden insan bilmeyerek çoğu zaman kendini korur. Bilememeye 🩵Her çağ kendi cehaletini doğurur, insanların bilgiyle ilişki kurma şekilleriyse son derece bağlamsaldır. 🩵Sevdiklerini kaybeden insanların çoğu, bilmenin travmalarıyla başa çıkmalarına yardımcı olacağını umuyor. 🩵Bilen ne kadar az bildiğini bilir. 🩵Sıradan bir insanı yalanlarından mahrum bırakırsak onun mutluluğunu da elinden alırız. 🩵Bazı insanlar genetik bilgiyle başa çıkmakta zorluk çekerler. 🩵Ölümün er ya da geç bizi de bulacağını kabullenmek bir yana, sevdiğimiz insanların bir gün öleceği fikriyle de barışık değiliz. #gkyzktpasu #iyikikitaplarvar #okudumbitti
Cehalet TutkusuRenata Salecl · Timaş Yayınları · 2024298 okunma
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2025 50. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2025 08:45
#cengizbozkurt kaleminden #bengülüyormuyum eseri bizlerle. Bavul dergisinde çıkan makalelerinin derlenmesi ve çeşitli yazılarının bir araya getirilmesi ile oluşan eserde sanatçının 10 yaşına kadar büyüdüğü çocukluğunu şekillendiren Nevşehir'e, Türkiye'nin en çatışmalı günlerinde siyasete girdiği 10-15 yaş aralığını yaşadığı Sakarya'ya, darbeye lise sonda yakalandığı sonrasında ODTÜ'ye girdiği Ankara'sına ve 25 yaşından 40 yaşına kadar yaşadığı okuduğu Londra'ya seyahat ediyoruz. "Gerçek yaşamım sanki oyunculuk kariyerimin arkasına saklanmış bir gün bulunmayı bekleyen kara kutu gibiydi. Yakın arkadaşlarım ve ailem dışında neredeyse kimse hayatımın derinliklerini bilmiyordu." Yaşadığı tecrübeler ve hayata bakış açısını bizlerle mizahi bir dille paylaşıyor. Su gibi akan satırlar çoğu yerde beni düşünmeye sevk etti. Ailesinde kızının ve babasının yaşadığı rahatsızlık süreçleri sonrası kendisinin iyi huylu teşhisi ile biyopsi sürecini geçirdiği o iki haftalık süreçte hayatın anlamı üzerine çıkardığı dersler de hoş. Anda kalıp güzelliği yaşamanın vereceği hafiflik rahat uyku ve kaliteli yaşam sağlıyor. Ne zaman öleceğini bilen insanın daha mutlu olacağını dile getiriyor yazar. Katılmamak elde değil. İnsanın kalan zamanını dolu dolu yaşayacağı kesin böylesi bir durumda. Fizik okuması da güzel bir ayrıntı bir matematikçi olarak kendime yakın buldum. Leyla ile Mecnun dizisinde Erdal Bakkal karakteri ile sevdiğim Cengiz Bey'in kalemi daim olsun. "Karanlık bir dönemden geçiyoruz. Dünya daha karanlık dönemler yaşamıştır ama herkesin güya her şeyden haberdar olduğu bilişim çağında "bilinçli", sosyal medya üzerinden örgütlü kötülük insanlığın kolektif vicdanını kemiriyor, zamanın ruhunu karartıyor." ~ "Hayat pratikte yüzeysel gibi gözüken minik nezaketlerle, zarafet ve anlam
Ben Gülüyor muyum?Cengiz Bozkurt · İnkılâp Kitabevi · 202584 okunma
Puan vermedi·424 syf.··
2024 34. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 25 Eylül 2024 07:48
Amerika'da ırkçılığa maruz kalan siyahilerden bir kadın Henrietta... Çocukluğu zorlu, gençliği zorlu... Yetmemiş, kaderi elinden gelen kötülüğü yapmak istercesine sınırlarını zorlamış... Beşinci çocuğuna hamile kalmadan önce rahim ağzında bir kitle hissediyor, siyahileri kabul eden tek hastaneye gidiyor ve olaylar başlıyor... Bu çağda dahi kanseri yenmenin güçlüğü elimizi kolumuzu bağlarken 1950'lerdeki durumun umutsuzluğunu varın siz düşünün. Doktorların yetersiz kanser hücresi bilgileri, hayvanlarda yapılan deneylerin hiç iç açıcı olmaması, biyopsi ile alınan kanserli hücrelerin dış ortamda yaşatılamaması ve araştırmaların hep bir engele takılması... Henrietta burada devreye giriyor ve ondan alınan kanserli parçaların dış ortamda yaşadığı gözlemleniyor. Bu da başta Henrietta'nın hücrelerindeki mucizevi çoğalmayı fark eden biyolog Gey ve ekibi ile kanseri yenecek araştırmalarda umut vadediyor... Ama bunu yaparken Henrietta'nın haberi olmuyor... Neden biliyor musunuz? İlk sebebi siyahi olması. Sonraki sebep de fakirliği. Beşinci çocuğunu doğurduktan sonra hastalığı ilerliyor, o dönemin tedavi seçenekleri hunharca üstünde uygulanıyor ancak acı sona yenik düşüyor. O şiddetli ağrılarla savaşırken ardından 'mucizevi' hücreleri hızla bölünerek çoğalıyor, satılıyor, hatta hücrelerin dağıtımını kolaylaştırmak için fabrika dahi kuruluyor, o hücrelere HeLa Hücreleri ismi veriliyor ancak bundan ilk etapta ne kendisinin ne de ailesinin haberi olmuyor. İlaçlarda, kozmetikte ve akla gelen gelmeyen her tür sağlık sektöründe onun hücreleri kullanılıyor fakat Henrietta Lacks hayatını acılar içinde kaybediyor... Bir kadın, bir eş, bir anne... Hatta çocuklarından bir tanesi de 'özel' olan bir anne, sahip olduğu kanserli hücrelerinin cehennemindeyken o hücrelerin başkasına olası bir
Henrietta Lacks’in Ölümsüz YaşamıRebecca Skloot · Eksik Parça Yayınları · 2020114 okunma