Kaan Uçak

Kaan Uçak
Ben her zaman söylerim, yarın elime büyük bir yetki ve güç geçse düşünülen sosyal devrimi bir anda bir 'coup' ile (bir darbeyle) uygulardım. Çünkü ben, bazıları gibi, halkın ve ulemanın düşüncelerinin benim düzeyime gelmesini bekleyemem. Böyle bir davranışa ruhum isyan ediyor. Neden ben bu kadar yıl yüksek eğitim gördükten sonra alt tabakanın düzeyine ineyim? Onları kendi düzeyime çıkartırım. Ben onlar gibi olmaya kalkmam, onlar benim gibi olsunlar.
Sayfa 108 - Remzi Kitabevi·Kitabı okudu
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Saat on oldu. Zavallı küçük kızım! Altı saatim var, sonra öleceğim! Soğuk anatomi masalarının üzerinde sürünen tuhaf bir cesede, incelenen bir kafatasına, kesilip biçilen bir kadavraya dönüşeceğim; benden geriye kalanları bir tabuta doldurup Clamart mezarlığına götürecekler. İşte hiçbiri benden nefret etmeyen, hepsi benim için üzülen ve isteseler beni kurtarabilecek olan bu adamlar babana bunu yapacaklar. Marie, beni öldürecekler, bunu anlıyor musun? Hem de her şeyin düzene girmesi için törenle, soğukkanlılıkla! Aman Tanrım! Zavallı küçüğüm! Seni onca seven, güzel kokular yayan beyaz, küçük boynunu öpen, elleriyle hiç durmadan ipek gibi saçlarının buklelerini okşayan, yuvarlak güzel yüzünü ellerinin arasına alan, seni dizlerinin üstünde zıplatan ve akşamları Tanrı'ya dua etmen için iki elini birleştiren baban ölecek! Artık bütün bunları kim yapacak? Seni kim sevecek? Sen hariç yaşıtlarının hepsinin babaları olacak. Yılbaşı kutlamalarından, hediyelerden, şirin oyuncaklardan, şekerlerden ve öpücüklerden vazgeçmeye nasıl alışacaksın? Zavallı yetimim, yemekten ve içmekten vazgeçmeye nasıl alışacaksın? Ah! Güzel Marie'ciğim, o jüri üyeleri en azından seni görseydi! O zaman üç yaşındaki bir çocuğun babasını öldürmemeleri gerektiğini anlarlardı. Veya büyüyecek kadar şansı varsa, o zaman hali ne olacak? Paris halkının anılarından biri olan babası yüzünden benden ve ismimden utanacak; onu yüreğimin bütün şefkatiyle sevmeme rağmen benim yüzümden aşağılanacak, dışlanacak. Sevgili küçük Marie'm, benden utanacağın ve tiksineceğin doğru mu?
İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
"Hep başını alıp gidebilecek kadar cesur, ama hep kalıp savaşacakmış kadar gözü pek olabilmeli... Sessizliği sese dönüştürebilmeli... Ve sırt çantasını her daim hazır tutmalı insan... Yollarla barışmalı... Yalnızlığa alışmalı..." ----------------------- "Ve bir gün gelecek, olup bitene gülmek bile mümkün olmayacak. "Keşke zamanında sesimizi yükseltseydik" diyenler sürgünde hükümet kuracaklar. Karşı çıkmak cesaret, muhalefet etmek esaret gerektirecek. Ayrılıklar kapıyı çalacak. Kavuşmalar zaman alacak. Pişmanlıklar için çok geç, umutlar içinse hala erken olacak." syf. 60 ---------------------- "Katiyen ukala gazeteciler gibi "Bakın ben yazmıştım, oldu" demek istemiyorum. Tersine, ütopya sandığım hayallerimin ufkunun ne kadar dar olduğuna şaşırıyorum. Ütopyalarımın üç ayda gerçeğe dönüşüvermesinden panikliyorum. Bu ülkede kimin neyi, ne zaman yapacağını kestirmenin olanaksız olduğu tespiti önünde bir kez daha şapkamı çıkarıyorum." syf. 79 --------------------- "O korkunç çark, acımasız bir hızla dönmeye devam ediyor. Zaman, öğütüyor kuşakları... İnsan ancak mahrum kalınca anlıyor sevginin değerini... Bense sevginden mahrum kalmaya fazla dayanamayacağımı biliyorum. O yüzden bu Anneler Günü'nde sana upuzun bir ömür diliyorum. Hem biliyor musun? Seni çok seviyorum." syf. 100
İmge Yayınevi·Kitabı okudu
"Konuşurken ağzından çıkan sözlere ve her hareketinin doğuracağı sonuçlara dikkat et. İkincisinde, hangi amacı taşıdığını baştan gör, ilkindeyse sözlerinin ne anlama geldiğini bil." ----------------------------- "Yüzdeki öfkeli ifade kesinlikle doğaya aykırıdır; sık sık görülürse yüzün güzelliği solmaya, sönmeye başlar ve en sonunda da tekrar canlandırılması mümkün olmaz. Bundan en azından öfkelenmenin mantığa aykırı olduğu sonucunu çıkartmalısın. Zira bin insan hata yaptığının bilincinde olmazsa, yaşamak için ne sebep kalır geriye?" syf. 69 ----------------------------- "Şimdiki zamana kendini vermeye çalış. Öldükten sonra gelecek ünün peşinde olanlar, kendilerinden sonra geleceklerin de şimdikilerle aynı şeyi yapacaklarını, onların da şimdikiler kadar can sıkıcı olacağını, onların da ölümlü olduklarını düşünmezler. Onların seslerinin senin hakkında öyle ya da böyle yankılanmasının, senin hakkında hangi kanıya vardıklarının ne önemi var ki?" syf. 85 ----------------------------- "Yönetici ilkenin, kendine yoğunlaştığında kendinden memnun olduğunu ve mantığa aykırı olsa bile istemediği bir şeyi yapmadığında güçlü olacağını unutma. Bir konu hakkındaki yargını ve etraflıca düşünme yetini aklınla bir araya getirsen daha da yenilmez olmaz mı? Arzulardan azade bir zihin güçlü bir kale gibidir. Zira insanın sığınabileceği daha sağlam ve güvenli hiçbir yer yoktur. Bunu anlamayan cahilin tekidir, anlamasına rağmen ona sığınmayansa bedbahttır." syf. 86 ----------------------------- "Nasıl iyi bir insan olunacağı hakkında daha fazla konuşma, öyle biri ol." syf. 106 ----------------------------- "Çok öfkelendiğinde ya da sabrın tükendiğinde, insan yaşamının bir an olduğunu ve kısa sürede hepimizin yan yana cansız uzanacağını düşün." syf.
Sayfa 66 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
"Şafakla birlikte, kendine şunları söyle: İşgüzar, nankör, küstah, hilekar, haset, geçimsiz kişilerle karşılaşacağım. Bu kötü özelliklerin hepsi iyi ve kötü bilgisizliğinden bu kişilerin başına geldi. Fakat ben, iyinin doğasının güzel, kötünün doğasının çirkin olduğunu gördüm. Benimle aynı soydan gelen günahkar doğalı biriyle de sadece aynı kan ya da tohumdan geldiğimizden değil, aynı aklın ve Tanrı'nın kutsallığının bir parçası olduğumuzdan akrabayız; bu yüzden akrabaların hiçbirinden bana zarar gelmez. Çünkü ne soydaşlarımdan biri beni kötü bir şeyle çevreledi, ne ben soydaşım olan birine öfkelendim, ne de birisinden nefret ettim. Zira ayaklar, eller, gözkapakları, altlı üstlü sıralı dişler gibi birbirimize yardım için doğduk. Yani akrabaların birbirlerine aykırı davranması doğaya aykırıdır. Dolayısıyla birbirimize sinirlenmeyi ve birbirimize darılmayı engelledik." ------------------------- "Biraz etten, biraz yaşam nefesi ve yönetici akıldan ibaret olan şey her neyse, o benim." syf. 13 ------------------------- "Gerçek bir Romalı gibi her zaman uğraşlarınla ciddiyetle ilgilen; bunları titizlikle, bozulmamış bir ihtişamla, şefkatle, özgürlükle ve adaletle gerçekleştirmek ve diğer uğraşların hepsinden kurtulup kendine boş zaman yaratmak kendi elinde. Yaşamının son günüymüş gibi, işlerinde amaçsızlıktan, inandığın düşünceden heyecanla dönmekten, riyakarlıktan, kendini beğenmişlikten ve paylaşılmış şeylere karşı duyduğun hoşnutsuzluktan kurtulursan her işini gayretle yerine getireceksin. Herhangi birinin dindar ve düzgün bir hayat yaşamasının ne kadar az şeyle mümkün olduğunu göreceksin. Çünkü tanrılar bu kaideleri kollayan birinden başka hiçbir şey istemez." syf. 15 -------------------------- "Dışarıdan başına gelen herhangi bir olay mı üzüyor seni? İyi bir şey
Sayfa 13 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu