Canını acıttığınız birinin yükünü hissediyorsanız, vicdanınız omuzunuzda. Bildiğiniz bir haksızlıktan korkup kaçıyorsanız, ciğerinizde vicdan. Söylediği sözlerle can yakanların vicdanı dilinde gösterir kendini. Söylemediği sözlerle birini çaresiz bırakanların vicdanı boğazında saklanır. Bir adım gitse birini yalnızlıktan çekip olacak olanlar ayaklarına baksınlar. Bir el verse birini karanlıktan kurtaracak olanlar ellerinde bulsunlar vicdanlarını. Görmezden gelenlerin gözünün içinde, başından savanların başının üstünde. İçine atanların karın boşluğunda, oradadır, kesin orada bir yerdedir. Aramaktan vazgeçmeyiniz siz. Kaybolmaz vicdan. Korkar, saklanır, utanır, kapanır, yaralanır ama kaybolmaz. Bilemeyenlerin dilinin ucunda, unutanların aklının ortasında, bulamayanların kalbinin yanındadır o. Kimse umudunu kesmesin ondan.
Batı hem değişiyor hem de devam edebiliyor. Türkiye ise, ikisi arasında bir tercih yapmaya zorunlu hissediyor kendini. Bu nedenle de Türkiye ya değişebiliyor ya da devam edebiliyor, ama ikisini aynı anda yapamıyor. Tıpkı bisiklete binerken sakız çiğneyememek gibi! Devam etmek isteyenlere muhafazakar, yerlici ; değişmek isteyenlere Batıcı, Kemalist diyorlar.