"Bu insanlardaki iç yüzün dış yüze ne kadar az benzediğini anlamak için fazla yorulmaya da lüzum yoktu. Parmağının ucuyla biraz dokundun mu, üstlerindeki yaldız parça parça dökülüyor, altında dolu pislik ve ahlaksızlığın cılk yaraları bütün iğrençliğiyle görülüyordu."
Karanlık kış akşamları, delik tabanımdan
giren çamurun soğuğu ciğerime işlemiş, alacaklı dükkânların önünden geçmeyeyim diye sokakları dolana dolana evime giderken, omuz başımdan lüks otomobiller geçer. Bunların içindekilerden bir kısmını tanıyorum... Eğlenmeye avuç dolusu para yemeye gidiyorlar. İçim şöyle bir burkulur. Kendi kendime sorarım “Bunların hepsi benden değerli insanlar mı? Onlar böyle alabildiklerine yaşayıp eğlenirken, ben niçin köpek gibi sokaklarda sürüneyim? (...)