Her çatışma mutlaka nevrotik değildir; biraz çatışma normal ve sağlıklıdır. Bu tıpkı ıstırabın her zaman patolojik bir fenomen veya nevroz belirtisi olmamasına, bilakis varoluşsal engellenmeden kaynaklanıyorsa, bir kazanıma yol açabilmesine benzer. İnsanın, varoluşunun anlamını aramasının hatta ondan şüphe etmesinin bile her durumda, herhangi bir hastalıktan kaynaklanacağına veya hastalığa yol açabileceğine şiddetle karşı çıkıyorum. Varoluşsal engellenme, kendi başına patolojik ya da patojenik değildir. İnsanın hayatın yaşamaya değer olup olmadığına ilişkin kaygıları ve hatta umutsuzluğu varoluşsal bir sıkıntı olmakla birlikte bir akıl hastalığı değildir. Varoluşsal sıkıntıyı bir akıl hastalığı olarak yorumlamak, bir doktoru danışanının varoluşsal çaresizliğini sakinleştirici ilaçlarla gömmesine yol açabilir. Onun görevi daha ziyade danışanı büyümeye ve gelişmeye yönelik varoluşsal krizde yönlendirmek olmalıdır.