Yasal olarak evlenmek, imparatorluğunda, sadece ona yasaklanmıştı. Bunun nedeni böyle yüce bir evlenmenin belli birtakım ailelere kazandıracağı kuvvet ve etkiden korku duyulmasıydı, ayrıca Sultan yabancı bir kadınla da evlenemezdi. Dolayısıyla, Muhammet'in, müminlere bakabilme gücü varsa alma hakkı tanıdığı dört meşru kadından da yoksun kalmış durumdaydı. Onun, yasal eş diyemeyeceği sultan kadınları da, aslında köle kadınlardı ve Osmanlı İmparatorluğu'nun bütün kadınları, Ermeni, Rum, Katolik ya da Yahudi olanlar gibi özgür olarak kabul edildikleri için, haremine yalnızca hükümdarları, Sultan'la resmi ilişkileri olmayan ve İslamiyet'e yabancı ülkelerden kadınlar alınabilirdi.
(...)
Bir sultan yalnızca köle kadınlara sahip olabildiği için, Sultan'ın kendisi de bir kölenin oğlu oluyordu, -halkın, memnun olmadığı dönemlerde, Sultan'ın yüzüne vurduğu bir gerçekti bu.
Denizin üstünde ala bulut
yüzünde gümüş gemi
içinde sarı balık
dibinde mavi yosun
kıyıda bir çıplak adam
durmuş düşünür.
Bulut mu olsam,
gemi mi yoksa,
balık mı olsam,
yosun mu yoksa?..
Ne o, ne o, ne o.
Deniz olunmalı, oğlum,
bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.