Çok yerler gördüm. Dağlar, ovalar, yaylalar, denizler, kentler, başkentler...
Ama bugüne değin çölü görmüş değilim.
Çölü görmediğim halde, biliyorum ki, çölü görmeyen hiçbir şey görmüş sayılmaz.
Otuz yaşında her şeye yeniden başlamak gibi bir niyeti hiç yoktu. Yeniden başlamak. Ne salakça bir ifade, tam ikinci sınıf roman ve gişe filmi repliği. Her şeye sırtını dönmek. Düşüp yeniden ayağa kalkmak. Yeni bir başlangıç için azim. Saçmalıklar.
Bu insanları oldukları gibi kabul etmek gerek. Parayı seviyorlar ama bu hep böyle oldu. İster deri, ister kağıt, ister bronz, ister altın olsun, insanlık parayı sevdi. Akılları bir karış havada elbette. ama ne önemi var? Acıma duygusu ara sıra yüreklerinin yolunu buluyor. Özellikle basit insanların yüreklerinin.
Kaçırdığımız sabahlara ciddi bir özür borçluyuz
beraber uyanmadığımız bütün sabahlar
bir şey eksikti vardı yeryüzünün haberi
yanımızda başka bedenler
aklımızda başka hayaller
ama aynı güneş aynı gökyüzü
ve sen büyürken kimselerin fark edemediği yerlerde
gözlerini anlamsızca dikerken en yükseklere
durmaksızın seni düşündüğümüz söylesem doğru olmaz
Karanlık bir sokağın köşesinde bir anda bitiveren bir katil gibi, aşk önümüze dikildi; ikimizi de bir vuruşta devirdi! Yıldırım da böyle çarpar adamı, hançer de böyle saplanır!