For if you do not see your soul, you see her in fellow men and this will drive you mad, since this devilish mystery and hellish spook can hardly be seen through.
(Çünkü ruhunu göremesen bile, onu diğer insanlarda görürsün ve bu seni çılgına çevirir; zira bu şeytani gizem ve cehennemvari hayaletin iç yüzünü anlamak neredeyse imkânsızdır.)
Cling to your soul with love, fear, contempt, and hate, but and don’t let her out of your sight. She is a hellish-divine treasure to be kept behind walls of iron and in the deepest vault. She always wants to get out and scatter glittering beauty. Beware, because you have already been betrayed! You’ll never find a more disloyal, more cunning and heinous woman, never a rougher and more infamous man than your soul—you will never see anyone more beautiful, nobler, and more complete than your soul. Shield men from her, and her from men.
(Sevgi, korku, hor görme ve nefretle ruhuna sıkı sıkı sarıl, ama onu gözünün önünden ayırma. O, demir duvarların ardında ve en derin kasada saklanması gereken cehennemsel-ilahi bir hazinedir. O her zaman dışarı çıkıp ışıltılı güzelliğini etrafa saçmak ister. Dikkat et, çünkü çoktan ihanete uğradın! Ruhundan daha sadakatsiz, daha kurnaz ve iğrenç bir kadın, daha kaba ve daha kötü şöhretli bir erkek asla bulamayacaksın; ruhundan daha güzel, daha asil ve daha eksiksiz birini de asla göremeyeceksin. İnsanları ondan, onu da insanlardan koru.)
...may the soul be near us. Above all never lose her! Because once lost she will turn into a terribly malicious serpent, into a tiger that pounces on the unsuspecting from behind. A man who goes astray becomes an animal, but a lost soul becomes a devil.
( ...ruh bizim yanımızda olsun. Her şeyden önce onu asla kaybetme! Çünkü bir kez kaybolduğunda, o korkunç derecede kötü niyetli bir yılan, arkasından hiçbir şeyden habersiz olanlara saldıran bir kaplana dönüşecektir. Yoldan sapan bir adam bir hayvana dönüşür, ama kaybolmuş bir ruh bir şeytana dönüşür.)
İs the stinking devil’s pool so deep that its mud sullies even your glowing robe?
(O kokuşmuş şeytanın çukuru o kadar derin mi ki, çamuru senin parıldayan cüppeni bile kirletiyor?)