Kitabı bitirirsiniz ve kitap bittiğiyle kalır,
derken öyle bir an gelir ki, belki bir ay, belki bir yıl sonra, belki de birkaç yıl sonra. Mideniz bulanmaya, üzüntü çekmeye veya deliler gibi aşık olmaya veya hayatınızda ilk defa bir şeye karşı sessizce şüphe veya memnuniyet duymaya başlarsınız. Fark eden bir şey olmaz. Hiç planda yokken, anlaşılmaz bir sebepten, bazı şeylerin algıladığınızdan farklı oldukları bir anda kafanıza dank eder. Nedendir bilinmez, artık olduğunuzu düşündüğünüz kişi değilsinizdir. Çevrenizde yavaş ve hemen göze çarpmayan değişimler fark edeceksiniz, en önemlisi de kendi içinizde. Daha da kötüsü, bu değişimin ta en baştan gerçekleştiğini fark edeceksiniz, adeta bir parıltı gibi, çok yoğun fakat bir oda gibi karanlık bir parıltı. Ama nedenini nasılını anlayamayacaksınız. Size daha en başta bu farkındalığı bahşeden şey aklınızdan
uçup gitmiş olacak.
Sırf başkaları kitapları sonradan satmasınlar,terli pençeleriyle ellemesinler diye eski Mısırlılar gibi kitapları da sahipleriyle birlikte gömselerdi keşke.