Kaçıp kurtulamadığın tek şey belki de kendinsin, üzerinde günlerce düşündüğün teorilerle başbaşayken gömüldüğün benliğin. Her şeyi değiştirsen de aynı kalan defoların, yamaların ve korkunç yemyeşil bir benizle, önüne gelen tüm iki ayaklıları yok etme isteğin. Kırıldıkça öfkeyle kaynamış ikinci bir benlik bunun sebebi.
Seslenen akıl gerek bize; sessiz, mızmız, uslu akıl değil. Çok sesliliğiyle, bütün bileşenleriyle seslenen. Duyan akıl gerek bize. Öteki akıllara açık, onların can kapılarını çalabilen, onları buyur edip, onlara konuk olabilen. Yaşadıkça öğrenen, kendisiyle yüzleşebilen, sınırlarını arayıp gereğinde aşabilen, aşabildiği için genişleyip zenginleşen. Bazıları buna "delilik" diyor, bende bu yazıda onlar gibi konuştum, çoğunlukla. Oysa "delirdin mi?" diye sorulduğunda ;"Hayır, genişledim, çoğaldım, anladım, anlamaya doğru yola çıktım," yanıtı verilebilir.