bazı kitaplar bilgi vermez, insanın içine dokunur. bu kitap bana böyle hissettirdi.
sanki biri bağırmadan, yargılamadan insanın kalbine konuşuyor gibi..
modern hayatın insanı nasıl yorduğunu, kalabalıklar içinde bile nasıl yalnız kalabildiğimizi anlatıyor. ama bunu karamsar bir yerden değil, daha çok “yavaşla, kendini duy” der gibi yapıyor.
incinmenin, kırılmanın, üzülmenin tamamen kötü şeyler olmadığını hatırlatıyor. insan bazen tam da o yerlerden derinleşiyor. bu yüzden en güçlü yanı anlaşılmış hissettirmesi ve bazı bölümlerde; “ben bunu hissediyordum ama cümleye dökemiyordum.” dedirtmesi.
bence bu kitabın olayı sadece okumak değil, biraz içine dönmek..