Loncalar ve şehir otoriteleri arasındaki bu ittifak ve devam eden toprak özelleştirmeleri sayesinde cinsiyete dayalı yeni bir işbölümü oluşturuldu ya da daha doğrusu, Carol Pateman’ın tabiriyle, yeni bir “cinsel sözleşme” (1988) yapıldı. Bu sözleşmede
kadınlar, işçi olarak konumlarını saklayan, erkeklere kadın bedenine ve emeğine, çocuklarının bedeni ve emeğine serbestçe erişebilme imkanı sağlayacak şekilde anne, eş, kız ya da dul olarak tanımlanıyordu.