Blimunda

Blimunda
@blimunda
öldürdün beni, lazarus!
Geçip gidiyor günler, yalnız aşk kalıyor. Orada içerde, nesnelerin derinlerinde bu dünyanın ırmağı ve onun paraleli olan akıntı birbiriyle karşılaşıyor, birbirine temas ediyor, ve bu raslaşmadan, kaynaşmadan, bütün ıstırapların en acıklısı ve en tatlısı fışkırıyor: hayatın elemi.
Reklam
Bu aşk sayesinde ruhum, bana ta derinlere kadar acı veriyor, Orpheus! Ruh aşktan, etleşmiş ıstıraptan başka nedir ki?
Ebediyet, o korkunç ebediyet bize böyle ayan olur, Orpheus! Insan yalnız kalır da gözlerini gelecek zamana kaparsa, rüyasında edebiyetin korkunç uçurumu açılır önüne. Ebediyet gelecek zaman değildir. Öldüğümüzde ölüm, yolumuzun yönünü değiştirir ve biz geçmiş zamana, evvelce var olana dönmeye başlarız. Ve biz böylece kaderimizin yumağını çöze çöze, yaradılışımızın binlerce senelik yolunu geri dönerek, ve gerçekte asla var olmadığı için ulaşamayacağımız hiçliğe doğru yürüyerek, gider gider gideriz.
ah eugenia, eugenia! benim şiddetli ve bilinmeyen sıkıntımın çiçeği; rüyalarımda yanımda ol, içinde rüya gör, benimle rüya gör!
bir insan, aradığı bir şeyle karşılaşırsa bu, o şeyin bu arayışı hissederek o insana doğru ilerlemesi, gelmesi değil midir? amerika, kolumbus'u aramış olamaz mı?
Reklam