Küçük şeyleri unutamayanlar, en geri hatıraları da unutamayanlardır. Hafızalarının bu bahtsız kuvveti karşısında hiçbir memleket, hiçbir vatan tutamadan her yeri, her şeyi severek öleceklerdir.
Sayfa 111 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
"Sana Tanrı'yı anlatmaya gerek yok, diye düşünüyorum. Sanırım bir fikrin vardır." "Fikirden çok inancım var." dedi Erdem. "Teslimiyetim." "Tahmin etmiştim."
Geçtiği yollardan bir binada kendisine bakan yaşlı bir gözün onda bıraktığı iz kendi yaşlılığını düşündürmüş, o imgeyi de alıp odasının penceresine yapştırıvermişti. Odasına girdiğini, pencereden şimdi durduğu yere baktığını hayal etti. Pencereden bulunduğu yeri izleyen kendisiyle göz göze geldi. Bu oyunu sürdürmek istemedi. Artık bir süre buradaydı. Bir süre burada bekleyecek ve dünyaya buradan bakacaktı.
Şimdi burada, bu geniş bahçenin en ıssız köşesindeki bankta tek başına oturmuş; tüm yabancıların en yalnızı, doğum hastanesinden gelen bebek seslerinin gölgesinde ve doğduğu evin çok uzağında dünyaya ikinci kez gelmiş biri gibi etrafında tanıdık bir şeyler arıyordu.