Arapçada dünya kelimesi, ed-dunya, - bugünkü ilgi, ihtiyaç ve arzularımızı ifade edercesine - "yakın olan", hemen şimdi olan manasına gelip Kur'ân'ın, hakkında uyarıda bulunduğu insanların durumunu hatırlatmaktadır; ki onlar, burunlarının önündeki ottan başka bir şey düşünmeyen inekler gibi yaşarlar. İslam'ın bizden istediği şey ise gözlerimizi ufuk çizgisinin ötesine çevirmemizdir.
Dünya hayatına bağlanmak bir bakıma tabiidir ve İslam dini asla tabii olanı insanlara menetmez. Fakat bu tabii bağlanış dediğimiz şey, Kur'ân'ın dediği gibi, "daha iyi ve ebedî olanı" unutmaya sevk ediyorsa o zaman büyük bir günaha dönüşmüş olur. Bu, insan hayatı önemsiz demek değildir, sadece ondan çok daha önemli ve kalıcı bir şeyin olduğuna işaret etmektir.
Geleceğe yönelik planlar asla kesinliği olmayan şeylerdir. Yarın dediğimiz de zaten başka bir gün değil, bilakis gecenin doğurduğu yeni bir dünyadır. Yarın ne olacağını kim bilebilir ki?
Bütün yalancı tanrılar içinde en baskın olanı ise insan egosu dediğimiz şey, yani kendisini yaratıcısından bağımsız kabul eden ve kendi kendisinin efendisi gibi hareket eden benliktir.
Fakat gerçek bilgiye ulaşılabileceğine inanıyorsak, bazılarının hatalarını kesin bilgi olarak gördüklerini kabul etmemiz gerekir; zira [hakikat karşısında] kör olan insanların varlığı ışığı yok kılmaz.