Dedemin dedesi, Ali Alemdar zalim bir adamdı. Ben diyeyim elli, siz deyin yüz cana kıymıştı. Kabirde bile uslu durmadı. Hortlayıp terör estirdi. Fakat şeytanlıkta zamane uzmanlarıyla boy ölçüşemezdi. O, basit bir mezar kaçkınıydı. Alelade bir katil. Hiç değilse, kendini insanlığa adadığını iddia etmiyordu.
Mana ile anlam arasındaki ayrıma temas ederiz. Anlam, bizdeki karşılıktır; mana ise hakikatin kendisidir. Böylece, benzer şeyler arasındaki farklar ile farklı şeyler arasındaki benzerlikleri kurcalarız.
Yıllar, yıldırım hızıyla geçiyor. Laf aramızda hala ibadet ederken, özellikle de namazdan sonra duada kendi kendime şaşıp kalıyorum. "Ben n'apıyorum böyle? Sosyalist bir tiyatrocuyken, nereden esti de her gün beş vakit kıbleye dönüp secdelere kapanıyorum?" Sanki her şey bir anda olmuş, sahneden camiye 'dızzzt' ışınlanmışım gibi bir şok yaşıyorum. Sakalım bir saniyede uzamış, saçım şak diye ağarmış, Karl Marx'la ayaküstü helalleşip farza duran cemaate yetişmişim gibi...