Merhabalar. Sina Akşin'in İş Bankası Yayınlarından Kısa 20.Yüzyıl Tarihi kitabının incelemesini yapacağım. Modern Tarih deyince 20.Yüzyıl bu kategorinin en hareketli tarihi diyebiliriz. 20.Yüzyıldaki yaşanan olayları dikkatli yorumlamadan günümüzü anlayamayacağımızı hatta geleceğimizi şekillendiremeyeceğimizi söyleyebilirim. O yüzden kitaba geçmeden önce 20.Yüzyıldan kısaca bahsetmek istiyorum.
20.YY BAŞLARINDA DÜNYANIN İKLİMİ VE I.DÜNYA SAVAŞI
1900'lü yılların başından 2000'li yıllara kadar uzanan bu süreçte başta ülkemiz olmak üzere dünyayı etkileyen birçok olay yaşandı. Sanayi Devriminden sonra Avrupa'da artan hızlı sanayileşme dünyanın dinamiklerini değiştirdi. İnsanlar ağır sanayinin tempolu hayatına ayak uydurmaya başladı. Kapitalizmin hızla yayılmasıyla insanlar yüksek çalışma saati ve ağır koşullar altında sistematik şekilde adeta robot gibi çalışır oldu. Ülkeler üretimin patlamasıyla hammadde yarışına girdiler. Üretim öylesine hızlanmıştı ki artık ellerindeki hammadde bu üretim zincirini besleyemez olmuştu. Hammadde bulmak için güçlü ülkeler kendinden güçsüz ülkeleri sömürge yoluna gitti. Sanayi Devrimi'nin doğduğu ülke olan İngiltere bu yarışın öncüsü olurken arkasından Fransa, İtalya, Portekiz, İspanya, Hollanda, Rusya, Almanya, Belçika ve daha birçok ülke bu yarışa katıldılar. I. Dünya Savaşı da bu sebeplerden dolayı çıktı. Sanayi üretiminin bu denli hızlanmasıyla gelişen mühendislikle birlikte I. Dünya Savaşında savaş teknolojisi de köklü değişikliklere uğradı. Kara da siper savaşları, makineli tüfekler, gaz bombaları yeni yeni kullanılmaya başlayan tanklar kullanıldı. Denizde ise ağır savaş gemileri, U-Bot denizaltıları, ağır bombardıman gemileri ile birlikte Havada da uçaklarla kullanılarak istihbaratın ne kadar önemli olduğu görüldü. Böylesi artan
Rommel kimdir?
II. Dünya Savaşı sırasında Alman Afrika Kolordusu komutanlığını da yapmış olan Alman mareşal. Kuzey Afrika'da İngiliz birliklerine karşı kazandığı başarılar nedeniyle "Çöl Tilkisi" (Wüstenfuchs, dinle) lakabıyla bilinir ve sadece askeri başarılarıyla değil rakiplerine karşı olan şövalyevari tutumuyla da hatırlanır.
Erwin Rommel neden Çöl Tilkisi? Denildi..
Rommel'in, İngilizlerin "Çöl fareleri", 'Desert rats' olarak bilinen bu Afrika ordusu karşısındaki keskin başarıları onu yaşayan bir efsane haline getirerek Desert Fox (Çöl Tilkisi) lakabını kazandırdı ve Afrika savaşları boyunca bu isimle anıldı.
Çöl Tilkisi nerede yaşar?Peki
. Kuzey Afrika'da ve Arap yarımadasında rastlanılabilen bir tilki türüdür..
"Nazi Almanya'sı içerisinde hayırla yâd edilen kimse yoktur.
İnsanlık tarihinin gördüğü en zalim yönetim biçimlerinden birisi olarak kabul edilen Hitler yönetiminde Rommel'in ismi ayrı değerlendirmek gerekiyor.
Hitler'i öldürme teşebbüsü, belki de iddiası, sebebiyle sempati ile bakılan Erwin Rommel'in hayatı ve ölümü hala gizemini korumaktadır.
Onun Afrika'daki mücadelesi, liderlik anlayışı ve Nazi Partisi içerisindeki yöneticilerden farklı yaklaşımı dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştır."
"Alman Mareşal Erwin Rommel, herhangi bir askeri komutan için nadir görülen bir başarıya imza attı - daha yaşarken bir efsane haline geldi - ve İngilizce konuşulan dünyada İkinci Dünya Savaşı'nın en tanınmış Alman generali olmaya devam ediyor.
Aslında Rommel, kariyerini ve itibarını geliştirmede propagandanın gücünün fazlasıyla farkındaydı. Alman hükümetinin medya makinesi olan Joseph Goebbels tarafından yönetilen Enformasyon ve Propaganda Bakanlığı'na gayretle kur yaptı. Rommel'in ilgisi, Alman ordusundaki pozisyonunun tamamen Hitler'in himayesine bağlı
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kronik Kitap’ın Dünya tarihine damgasını vurmuş komutanları tüm yönleriyle tanıtmaya çalışan “Büyük Komutanlar Serisi”’nin yedinci kitabının aktörü Heinz Guderian olmuş. 2021 yılı Ağustos ayında basılan 64 sayfalık kitap Barbaros Uzunköprü tarafından tercüme edilmiş.
Kitap, Osprey’in standart formatında ve bir çizginin altına düşmeyen kalitesi ile okuyucuya sunulmuş. İçerik bakımından, standart bir bölümlendirme ile “Giriş, Gençlik Yılları, Askerlik Yaşamı, Kader Saati, Rakip Komutanlar, Komutanın Zihninde, Kelimelerde Bir Hayat, Bibliyografya, Sözlük ve Dizin” bölümlerine ayrılmış. Hayatı ve katıldığı savaşlar anlatılırken 5 harita, 3 resim ve çok sayıda fotoğrafa yer verilmiş.
“Giriş” bölümünde doğal olarak, 2.D.S. sonrası literatürüne “Panzer Generali” olarak geçen Guderian’ın dilimize de kazandırılan iki eserine ve bu bir kurmay subay olmasına rağmen arazi komutanı olarak doğal yeteneğine yer verilmiş.
Kitabın en uzun bölümünü oluşturan “Kader Saati” 1922 yılında başlayan “Panzer generali” kariyerini oldukça objektif anlatmış. Anılarında vurguladığı başarı öyküsünü tek başına yazmadığı, göreve atandığında teknik bir eğitime bile sahip olmadığı, 1929 yılına kadar bir tanka bile binmediği gibi önemli ayrıntılara değinilmiş. Bunun yanında, 1. D.S. sonrası tüm ordularda olduğu gibi “tank” sınıfını yaratmak isteyen subayların karşılaştığı zorluklar, motorize ve mekanize birlik doktrinini yaratma ve uygulama konusundaki zihinsel ve uygulamadaki zorluklar, üretim, bakım ve tamir konularındaki eksikliklere bu bölümün ilk kısımlarında genişçe yer verilmiş.
İspanya iç Savaşı ve Avusturya’nın ilhakından çıkarılan derslere değinilmiş. Panzer tümenleri kurulana kadar ve savaş boyunca geçirdikleri değişimler ve neden/sonuç ilişkileri bu boyutlarda bir kitap için gayet ayrıntılı
2.Dünya Savaşı'nda müttefikleri şok eden ve savaşın başında Almanların inanılmaz bir hızla Avrupa'yı işgal edebilmesinin en büyük faktörlerinden biri olan "Blitzkrieg"in 'spoiler'ı diye adlandırabileceğimiz bir eser.
Guderian bu kitapta öncelikle tankların ilk gelişimi sürecini anlatırken Büyük Savaş'taki tank muharebelerinin detaylı bir tahlilini yapıyor. Almanların muhtemel, neden tank kullanmalıyız ve tanklar neden bu kadar önemlidir sorularının cevaplayıcısı olan bir bu çok değerli kitap ortaya çıkmış. Aslında bu kitabı değerli kılan en önemli nokta Guderian'ın bir kaç sene sonra savaşta uygulamak istediklerinin bir ön gösterimi olması.
Çok iyi bir çeviri, hatasız bir editörlüğün birleşimi olan bu kitabın dünya savaşlarına ve tanklara ilgisi olan herkes tarafından kesinlikle okunması gerektiğini düşünüyorum.
okuduktan sonra ruhunuzda değişik bir tat bırakacağına eminim. çok farklı bir tarzı var. bazen kelimelerin peşinde koşmak zorunda kalıyormuş gibi oluyor insan. benim için çok eğlenceliydi.
Orijinal ismiyle "Blitzkrieg", Türkçesi ise Yıldırım Harbi taktiğinin yaratıcı babası General Heinz Guderian'ın, savaş sahasında zırhlı birliklerin önemini ve detaylı taktiklerinin paylaştığı güzide bir harp eseri.