Toplum yargıları ve kendine has davranışlarının arasında kalan Feride’nin, Kamran’a duyduğu masum aşk ve Anadolu’daki geri kalmış halkla yaşadığı durumlar o kadar yalın ve su gibi bir anlatımla anlatılmış ki, sanki kitabın içerisinde o döneme gidip olaylara şahit oluyorsunuz.
Feride, her ne kadar nefret ettiğini söylese de Kamran’a yıllar boyunca duyduğu sevginin devam ettiğini görmek de kalbimi bir miktar kırdı.
Ama Feride’nin yaşadıklarına üzülmek ve aynı zamanda onunla beraber eğlenmek gerçekten çok güzeldi.
“Dünyayı hiçe sayıyormuşum gibi kahkahalarla gülerim, türlü gevezelik ve delilikler yaparım. Öyle sanıyorum ki, yakın kimsesi ve başkalarına açılmaya kabiliyeti olmayan insanlar için bu daha iyi bir şeydir.”
Ve tabii Reşat Nuri Güntekin, o dönemde yaşanan eğitim alanının eksileri ve devlet dairelerindeki bürokraside yaşanan yetersizlikleri de bize aktarmış ve çok net şekilde eleştirisini yapmış.
“Bazen aylar ayı masadan masaya süren muameleler istedikleri zaman öyle kolay çıkıyor ki...”
İyi tahsil görmüş olan Feride ve geri kalmış Anadolu halkının kitap boyunca gelişimi, modern bir toplum adına atılmış harika adımlardan biri olarak gösterilebilir. Mustafa Kemal Atatürk’ün de neden başucu kitaplarından biri olduğunu anlamak zor değil. Gerçekten harika bir romandı, okumayanların mutlaka hemen edinip okumasını tavsiye ederim!