Aramızdaki uçurum, normalde nesiller arasında olduğundan daha mı derin?
Bugün bu uçurumun geçilemez olduğunu düşünüyorum.
Şu oğlanların benim için kutsal olan her şeyi reddetmeleri aslında o kadar da kötü değildi. Daha kötü olan ise nasıl reddettikleri, şöyle ki: Tanımadan. Ama en kötüsü de hiç tanımak istemeyişleri!
Düşüncenin her türlüsünden nefret ediyorlar.
İnsanlar umurlarında değil! Makine olmak istiyorlar; vidalar, çarklar, pistonlar, kemerler... ama makineden de çok cephane olmak isterlerdi: Bombalar, şarapneller, el bombaları. Herhangi bir savaş alanında geberip gitmeyi ne çok isterlerdi! Bir savaş anıtının üstündeki isimleri onların tek ergenlik hayali.
Ama dur! En büyük kurbanı vermeye hazır olmak, bu büyük bir erdem değil midir?
Tabii ki, mesele meşru bir davaysa...
Buradaki mesele ne?
"Hak, kendi soyuna iyi gelendir," diyor radyo. Bize iyi gelmeyen, haksızlıktır. Öyleyse her şeye izin var; cinayet, soygun, kundaklama, yalancı şahitlik... Evet bunlara sadece müsaade edilmemiştir, kendi soyunun çıkarları için yapılıyorsa eğer ortada yanlış hareket bile yoktur!
Bu nedir?
Bir suçlunun bakış açısı.