Yn

Yemek yapmaya 12-13 yaşlarımda başladım. Hem merakım vardı, hem de annemin uzun süreli bir rahatsızlığı olmuştu o aralar. Yemek yapmayı bilmeyen bir insanın kolay şeyler denemesi gerekir mantıklı olarak. Fakat her cahil gibi ben de cesaretliyim ve nerede zor bir yemek var tutup onu yapmayı deniyorum. Bir gün yine bütün cahil cesaretim ile içli köfte yapmaya karar verdim. Saatlerce uğraştım ve mutfağın altını üstüne getirerek yaptım. Ne kadar yorulduğumdan hiç söz etmeme gerek yok. Köfteler nasıl oldu derseniz; sapana koyup atsanız rahatlıkla bir bizonu devirebilecek kıvamdalar. Görüntü bu şekilde fakat, ya çok kötü olmuşsa diye tadına da bakamıyorum. Eğer öyleyse çok büyük hayal kırıklığı olacak benim için ama mecbur sofraya konacak o. Bir yandan da babamın tepkisini düşünüyorum. babam tek kelime etmeden ve yüz ifadesinde en ufak bir değişme olmadan tabağındaki bütün köfteleri yedi. Bunu görünce benim endişeli yüzüm aydınlandı tabii, başardığımı, babamın köfteleri çok beğendiğini düşünerek inanılmaz mutlu oldum. Sonra ben de baktım tadına. Aman Yarabbi, bu kadar mı kötü olur tadı, bu kadar mı beceremez bir insan... Şimdi düşünüyorum; o gün babam olmamış, becerememişsin deseydi, ya da yapamıyorsun daha kolay yemekler dene deseydi, büyük ihtimalle bütün hevesim kırılacak ve yemek yapmak benim için de çoğu insan için olduğu gibi bir angaryadan öte bir şey olmayacaktı. O gün babam bana "çok güzel olmuş" diyerek yalan söylemedi. Sessiz sedasız bir incelik ile emeğime saygı göstermekti yaptığı. Ve o incelik beni öyle güzel teşvik etti ki, şu an en iddialı olduğum konulardan biridir yemek yapmak. Bilinçaltıma da yer etmiş olacak ki tabağa koyduğum yemeğin bitmesi her seferinde aydınlatıyor yüzümü. Bu gün aynı inceliği bir başkasında gördüm, hem babamı hatırladım hem de
Hayat ve İnsan
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
hayatta hiçbir şeyi zorlamayacaksın olursa olur olmazsa olmaz nasip deyip başının selameti için önüne bakıp yürüyeceksin
1000k
Kendine kimsenin gözünden bakma ve kimsenin görmek istediği gibi olmaya çalışma. Bana soracak olursan seni kimin nasıl gördüğü hiç önemli değil ama illa birilerinin görmek istediği gibi olmak istiyorsan annenin gözünden bak kendine. Senin bile göremediğin güzellikleri göreceksin kendinde. Bak gördün mü "dünyanın en özel en güzel varlığı hayat bulmuş mis kokulu teninde." Ayrıca senin nasıl olman ve davranmanla ilgili sorunu olanlar varsa, sorun olan senin yaşayışın değil; onların yaşadıkları psikolojik rahatsızlıktır mutlaka. Keşke seni ve kişiliğini yaratanın Allahu Teâlâ olduğunu hatırlasalar ama maalesef nato mermer nato kafa(!) Tabi "başkalarının nasıl gördüğü önemli değil" derken kılığımıza kıyafetimize boş vermiyoruz! Erkeklerimiz filinta, kızlarımız prenses gibi oluyoruz mutlaka! Bunun haricinde gerçekten sana bir şeyi dikta ederek "görmek istedikleri gibi hayatına şekil vermek isteyenler" de varsa göz doktoruna gitsin(!) Psikiyatriste gitsin(!) Olmadı hayatından gitsin. Seni nasıl görmek istedikleri senin problemin değil herkes haddini bilsin. Sen kişiliğin ve kendine has seninle çok güzelsin. Bir şeyler yapmak için çabalarken yaptığın hatalarınla çok özelsin. Dur bakayım, sen hata mı yaptın? Gerçekten çok şekersin. Cihad Kök
Edebiyat
"beni bir mahcubiyet kendine hayran bıraktı seni anlamış gibi yapanlar sana eziyet verirken kan-ter içinde kalmanın merhemidir aldırış etmemek kimseye" Bülent Parlak
Yorulduk Allah'ım, bu çağa șahitlik etmekten.
İslam