menekse

Allahım, onu neden yalnız bıraktın? Neden, yalnızlığının verdiği çaresizlikle can sıkıcı ilişkiler kurmasına izin verdin? Neden, geçirdiği her dakikanın hesabını sordun, içini ezdin? Neden, korkuyu göğsünden çekip almadın? Neden, suçluluk duygusunu üzerinden atmasına yardım etmedin? (...) Meyveleri gösterdin de ağaca çıkarma becerikliliğini esirgedin.
Reklam
Kendi ağzımdan da anlatmayacağım, sanki biri görüp de yazmış gibi söylemeli. Bu yol anlatım daha iyi olacak. Ben, ben diye tutturuyorum; yazdıklarımı okuyunca da utanıyorum kendimden.
"Seviyorum sizleri insan kardeşlerim. Durup dururken seviyorum işte. Sevip duruyorum. Kollarımı açıp bütün insanlığı kucaklıyorum. Papatyalar gibi sizi koparıp göğsümde tutmak istiyorum...”
Eski bir yara izi içinde sızladı, her eğilişinde insanlara. Dünyaya bir daha gelişinde çocuk ve korkusuz yaşamak ister sürekli.
“Şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim,” dedi: “Gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek: seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda.”