Ama benim, benim duygularımı açabileceğim kimsem yoktu; kimse bana yol göstermiyor, beni uyarmıyordu, tecrübesiz ve bilgisizdim: Bir uçuruma atlarcasına kaderime atladım.
Sanki asıl öldürmek istediğim şey o derinin altında ya da başparmağımın altında atan o ince mavi damarda değil, başka bir yerde, daha derinde, daha gizli ve ulaşması çok daha güç bir yerdeydi.