Eserlerinin kısalığı ve “klasik” hissi sebebiyle orantısız bir popülerliğe ulaşmış Stefan Zweig’a bir şans daha vermek amacıyla okuduğum bu eserini ilk okuyuşum olmadığını fark ettim. Sayfalar ilerledikçe neden hafızamdan silindiğini, bende neden hiçbir tesir bırakmadığını bir kez daha gördüm.
Hırs, hırs, hırs! Çocuklarınızı iyi, daha iyi, en iyi yerlere ‘yerleştirmek’ istersiniz. Onlara en sıcak, en yumuşak, en rahat köşeleri layık görürsünüz. Bu şekilde de çocuklarınıza olan ‘sevgi borcunuzu’ da ödemiş olduğunuzu sayarsınız.
Entelektüel oluşunuz sizin için bir ayrıcalık değildir! Size iktidar, itibar ve karın tokluğu hakkı vermez! Sizin aydın oluşunuz sizin görevinizdir, sizin yükümlülüğünüzdür! Sizler halk için birer şamdansınız. Şamdanın mumları yakıldığında üzeri örtülmez, aksine alınır ve etrafını aydınlatsın diye yukarıya bir yere konur.