menekse

…bu insanlara her yerde ve her zaman bağırılmıştır. Kabaca kovulup durmuşlardır. Onlara hep kibirli davranılmıştır. Doğru dürüst giyinmiş, beyefendi kılıklı insanlardan bu yüzden hep uzak durmaya gayret etmişlerdir. Onlara yaklaşmazlar! Onları sevmezler! Onlardan korkarlar! İçlerinde onlara karşı mütemadiyen bir öfke, bir hınç, bir haset duygusu beslerler, intikam ateşiyle yanar tutuşurlar.
Reklam
Bütün savaş çığlıkları sözde vatanseverlerden yükseliyordu; bunlar yurt sevgisi deyince kaba, kötü ve çirkin de olsa kendisine ait her şeyden kayıtsız şartsız memnun olmayı anlayan bir kesimin feryatlarıydı. Tıpkı çöldeki devekuşları gibiydiler, tehlikeyi görmemek için kafalarını kuma sokuyorlardı. Birileri gelip o kafaları kumdan çıkarınca da sinirleniyorlardı.
Bizde jimnazyum öğrencileri sık sık sınavlar bittikten sonra bir araya gelir ve törenle okul kitaplarını yakarlar. Neden? Ne demektir bu? Çünkü manen ölü durumdaki okullarımız öğrencilere canlı, yaşayan fikirler vermek yerine kupkuru ve sıkıcı okul formüllerinin ölmüş tozlarını yutturmuşlardır, yutturmaya da devam etmektedirler. Çocuklarda öğrenme ve bilgi açlığı yaratmaktan uzaktırlar. O ders kitaplarında bilimsellik yoktur. Bilimi anlamayı ve ona değer vermeyi öğretecek kapasitede değillerdir. Bilimsel değerler olmadan, bilim sevgisi olmadan, bilimsel açlık yaratılmadan bilim olmaz, bilim insanı yetişmez. Aynı şekilde, sanatsal değerler olmadan, sanat duygusu olmadan, güzellik bir ihtiyaç olarak hissedilmeden sanat da olmaz… Önce bilimsel değerler, sonra bilim… Önce sanatsal değerler, sonra sanat…
Halk bilsin ki, eğer bir şeyler yapılmamış, yerine getirilmemişse bu siz istemediğiniz için değil, o şey elinizden gelmediği için, olanaklarınız elvermediği, sizin boyunuzu aştığı için yapılamamıştır. Unutmayın, sizler, evet, birer memursunuz ama aynı zamanda birer eğitmensiniz, tıpkı din adamları gibi, tıpkı öğretmenler gibi sizler de halk için birer öndersiniz.
Her ulus ya yüce ya da bayağı insanlar bulur çıkarır ve kitlelerin o dönemki ahlak anlayışına bağlı olarak onlardan birini alır yönetici olarak başına getirir. Halkın bünyesinde yaşattığı birtakım değerler var mıdır, yok mudur? Halkın aklı ve iradesi, vicdanı gelişme gösteriyor mu göstermiyor mu? Yoksa giderek zehirlenip çürüyorlar mı? Ya da acınası, yüz kızartıcı bir varlığa mı dönüşüyorlar giderek? Burada hepimizin emek ve yaşam biçimini yansıtan bir soru çıkıyor ortaya. Ülkemizde neyle meşgulüz, ne yapıyoruz? Halkımızın kaderiyle, geleceğiyle ilgili olarak nasıl bir rol oynuyoruz?
Reklam