Metafizik, gerçeğin sürekli değişen özünü, kaçınılmaz olarak, unutur … Diyalektiğin yaptığı gibi, kendini gerçeğe uydurmaz, ama canlı gerçeği kendi ölü çerçeveleri içine hapsolmaya zorlar. Başarısızlığa mahkum bir çaba.
Eski bir Yunan efsanesi, Procrust adlı bir haydudun kötülüklerini anlatır: Bu haydut kurbanlarını bir yatağa yatırırmış. Eğer kurbanı yatağa sığmayacak kadar büyükse, haydut, onun bacaklarını yatağın boyuna göre keser; eğer kurbanın boyu yataktan küçükse, ayaklarını gererek uzatırmış… İşte metafizik de gerçekleri böyle baskı altında tutar. Ama gerçekler inatçıdırlar.
Kabul edelim ki, tüm emekçiler, gerçeğin bilinemeyeceğini düşünüyorlar. O zaman, savaş, işsizlik, açlık karşısında kendilerini savunamayacaklardır. Başlarına gelen her şey, onlar için anlaşılmaz bir şey olarak kalacaktır, bunları bir alın yazısı olarak karşılayacaklardır. Burjuvazinin, emekçileri sürüklemek istediği nokta tamı tamına budur.