(pek çok kimse, şöyle konuşurlar): “Güneş altında yeni bir şey yok." "Her zaman zenginler ve yoksullar olacaktır." "Savaşın sonu gelmez." vb. Hiçbir şey, bu sözde bilgelikten daha aldatıcı değildir. Bu, insanı, edilginliğe, işi oluruna bırakan bir güçsüzlüğe götürür.
Burjuva filozoflar, gerçeği parçalara bölmek ve bu yolla, sömürücü sınıfın yararına, gerçeği olduğundan başka göstermek olanağını sağladığı için metafiziğe taparlar. …Felsefe onlara göre, her kavramın uslu uslu yerini koruduğu bir klasördür: burada düşünce, şurada madde; burada "insan", ötede toplum vb.
(Burjuvazi),Toplumsal adaletsizlikten söz edenlere “Bu, geçici bir kusurdur!" diye yanıt verir. Aynı şekilde, iktisadi bunalımları, yüzeysel ve gelip geçici görüngüler olarak gösterir. Diyalektik biliminin yanıtı: toplumsal adaletsizlik, bunalımlar, kapitalizmin zorunlu sonuçlarıdır.
“… usa uygun biçimiyle diyalektik, burjuvazi ile onun doktriner sözcüleri için bir rezalet ve iğrençliktir, çünkü şeylerin mevcut bugünkü durumunu olumlu yanlarıyla kavrar, aynı zamanda da bu durumun yadsınmasını, onun kaçınılmaz çöküşünün anlaşılmasını içerir; çünkü diyalektik, tarihsel olarak gelişmiş olan her toplumsal biçimi, akışan bir hareket olarak içinde görür ve bu yüzden, onun geçici niteliğini, onun anlık varlığından daha az olmamak üzere hesaba katar; hiçbir şeyin zorla kabul ettirilmesine izin vermez, özünde eleştirici ve devrimcidir."