Fakat bu benzer sözcükler, iki şairde de (Ahmet Arif ve Refik Durbaş) sözcük olarak değil de, onların çocukken oynadığı kum, toprak, taş, süpürge sapından at, üç vagonlu ahşap tren, su tabancası, emdikleri süt yedikleri ekmek gibi duruyor.
" Analarının ak sütü gibi helal" dedikleri bu olsa gerek.
Bir şiirinde:
Canımın içinde canımı duyan
Canımın içine taşıdım seni
-Demiş ^ Ülkü Tamer^
Belki de çocukluğunun tam bir hikaye anlatıcısı Barak ustaları, Barak havaları onu, geleneksel şiirin yapısı içinde son derece modern bir şiir yazamaya götürmüştür. Şiire başladığı günlerden son kitabına kadar, giderek daha yoğun olarak, bir yanlış anlaşılmayı göze alarak, 'modern baraklar' diyeceğim bir şiiri hiç bırakmamıştır.
İstanbul'u kuran, adaleti ile ünlü Hz. Süleyman,
babası Hz. Davut gibi önce hükümdar sonra peygamber olmuştur. Hayvanlarla konuşabilen, bütün dilleri bilen,adalet simgesi Hz Süleyman Mescid- i Aksâ'yı inşâ etmiştir.
Sonsuza kadar güven vermeyeceksen toprağına, sabırla sadakatle büyütmeyeceksen aşk ağacını, bir başkasının kalbine tohum ekmek de ne ?
^İrfan Değirmenci^