sen de öylesine, öylesine hatalıydın ki! kabullendiğin ve bana uyum gösterdiğin için hatalıydın, benim budalaca mükemmelliyetçiliğime eleştirmeden inandığın için ve tutkuyla boyun eğdiğin için hatalıydın. beni kendi üstünde değil de yanında görmüş olsaydın yeterdi; ah, öyle yukarılarda göreceğine kendinden aşağıda görsen bile daha iyiydi.
çiçek benim hayatımdan çıktı artık,
soğuk ve renksiz durduğunu görüyorum önümde.
çünkü o gençliğim gibi duruyor yanımda,
hakikati düşe çeviriyor karşımda,
nesnelerin sıradan netliğini
sabah kızıllığının altın kokusuyla sarıp dokuyarak,
hayatın gündelik sığ figürleri
onun aşk duygusunun ateşinde.
bir de daha ötesinde hissettiğim özlem,
güzellik gitti artık, bir daha gelmeyecek.
yaşamını ve şimdi mutluluğunu da oluşturan bütün bu şeylerin tadına daha derinden varmak için gözleri kapalı yatmaya devam etti. içinde hâlâ acıyan bir yer vardı, ama iyi şeyler vaat eden bir acıydı bu, tamamen kapanmadan önce kabuk tutarken yanan yaralar gibi sıcak, ama yumuşak bir acı.
korku cezadan çok daha beterdir, çünkü ceza bellidir, ağır da olsa, hafif de, hiçbir zaman belirsizliğin dehşeti kadar, o sonsuz gerilimin ürkünçlüğü kadar kötü değildir.