Cinsel dürtüsü erken beliren ya da aşırı ve çok istekli olan çocuklar bunaltılara karşı bir eğilim gösterirler. Bu durumda çocuk bir yetişkin gibi davranır: Libidosu doyuma erişmediği anda bunaltıya döner. Doyuma ulaştırılmamış bir libido yüzünden nevrozlu bir yetişkin ise bunaltıları içinde bir çocuk gibi davranır.
Çocuk bunaltısının kaynağı üzerideki bilgilerimi üç yaşındaki bir oğlana borçluyum. Çocuk bir gün ışıksız bir odada bulunuyordu, şöyle bağırdığını duydum: "Teyze, bana bir şey söyle, korkuyorum, çünkü çok karanlık!" Teyzesi ona şu karşılığı verdi: "Bu neye yarar, beni göremeyeceksin ki!" Çocuk, "Zararı yok," diye karşılık verdi, "Birisi konuşurken aydınlık oluyor." Demek ki çocuk karanlıktan korkmuyordu, sevilen bir kimsenin yokluğundan bunalmış ve bu kimse varlığını ona duyurduğu anda sakinleşme umudu verebiliyordu. Psikanalizin en önemli noktalarından biri nevrotik bunaltının libidodan doğduğunu, sirkenin şaraptan dönmesi gibi onun bir ürünü olduğunu gösterebilmiş olmasından ibarettir. (s. 129)
Emil Michel Cioran bu kitabını daha 23 yaşındayken bitmeyen uyku sorunlarının getirdiği umutsuzluk ve varoluşsal krizler nedeniyle kaleme alıyor.
"Hiçbir şeyden hoşnut değilim. Beni Tanrı seçselerdi bile anında istifa ederdim, dünya bana indirgenseydi, bütün dünya ben olsaydım kendimi parçalar ve un ufak ederdim"
Umutsuzluğun Doruklarında Cioran'ın farklı konularla (umutsuzluk, aşk, din, acı, ölüm, intihar v.b) ilgili düşüncelerini yazdığı felsefik denemelerden oluşuyor ama özellikle umutsuzluğun üzerinde duruyor. Cioran için umutsuzluk bir çaresizlik hâli değil aksine hayatın tüm gerçeklerini dürüst bir şekilde dile getirmenin sonucu.
E. Michel Cioran doğumu hata, hayatı da anlamsız buluyor. Fakat "intihar fikrini"nin getirmiş olduğu özgürlük sayesinde intiharı yaşama tutunma sebebi olarak görüyor.
"Kurtuluş yalnızca unutuşta. Her şeyi unutabilmek, kendimi de tüm dünyayı da unutmak isterdim."
Bence Cioran'a başlangıç için muhteşem bir kitap. Keyifli okumalar.
Doğmak hata, hayat anlamsız, intihar fikri yaşama tutunma sebebi,
Kurtuluşun tek yolu unutmak, unutalım gitsin her şeyi! Cioran'ın verdiği mesajlar iç karartıcı fakat güzel bir inceleme olmuş tebrik ederim.
Ben bu sözü Ziya Gökalp’e ait sanıyordum. Ziya Gökalp beni bu kitabıyla çok şaşırttı, hiç de öyle ırk hezeyanlarıyla dolu bir adam değil deha birisiymiş, tarihçiler işini iyi yapmıyor.