Kitap, İntihar ve Ruhun Ölümsüzlüğü olmak üzere iki bölümden oluşuyor:
İlk bölümde Hume, intihar etmenin günah olmadığını farklı argümanlarla açıklıyor ve aslında intiharın Tanrı'nın bize verdiği özgür iradenin bir sonucu olduğunu düşünüyor.
"İnsan hayatına son vermek, yüce Tanrı'nın takdirine ayrılmışsa, insanın kendi yaşamına son vermesi onun hakkına bir tecavüzse; yaşamın korunması da yok edilmesi kadar eşit derecede suç olacaktır." (s. 8)
"Tanrı istese bile, intihar edemez, yaşamın tüm cezaları arasında insanlara vermiş olduğu en büyük nimettir."(s. 39)
İkinci bölümde ruh ve bedenin birbirine bağlı olması gerektiğini düşündüğü için ve aynı zamanda insan - hayvan benzerliğinden yola çıkarak ruhun ölümsüz olamayacağı görüşünü ortaya atıyor.
"Ruh ile beden arasında her şey ortaktır. Birinin organı, diğerinin organıdır. Dolayısıyla birinin mevcudiyeti diğerininkine bağlı olmalıdır." (s. 30)
David Hume fikirlerini herkesin anlayabileceği şekilde açıklamış o yüzden kolayca okunabilecek bir kitap.
Keyifli okumalar.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kitaplar ve Sigaralar George Orwell'in farklı konularda yazdığı 7 denemesinden oluşuyor.
Bu denemelerin içinde kitap okumanın lüks bir alışkanlık olduğunu düşünenler için kitaba mı yoksa sigaraya mı daha fazla para harcandığına dair hesaplamalarını, Orwell'in sahafta çalıştığı dönemdeki anılarını, eleştirmenliğe ve basın özgürlüğüne dair fikirlerini okuyoruz. Son denemelerinde de ağırlıklı olarak çocukluk dönemindeki anılarına, okulda yaşadığı zorluk ve zorbalıklara tanık oluyoruz.
"Hayatımda hükmeden toplumsal normlara göre işe yaramazın tekiydim ve bunun değişme ihtimali de yoktu." (s. 106)
Her ne kadar sonraları dramatik olsa da genel olarak ironik bir dille yazıldığı için okuması keyifli ve çok akıcı bir kitaptı. Keyifli okumalar.
Emil Michel Cioran bu kitabını daha 23 yaşındayken bitmeyen uyku sorunlarının getirdiği umutsuzluk ve varoluşsal krizler nedeniyle kaleme alıyor.
"Hiçbir şeyden hoşnut değilim. Beni Tanrı seçselerdi bile anında istifa ederdim, dünya bana indirgenseydi, bütün dünya ben olsaydım kendimi parçalar ve un ufak ederdim"Umutsuzluğun Doruklarında Cioran'ın farklı konularla (umutsuzluk, aşk, din, acı, ölüm, intihar v.b) ilgili düşüncelerini yazdığı felsefik denemelerden oluşuyor ama özellikle umutsuzluğun üzerinde duruyor. Cioran için umutsuzluk bir çaresizlik hâli değil aksine hayatın tüm gerçeklerini dürüst bir şekilde dile getirmenin sonucu.
E. Michel Cioran doğumu hata, hayatı da anlamsız buluyor. Fakat "intihar fikrini"nin getirmiş olduğu özgürlük sayesinde intiharı yaşama tutunma sebebi olarak görüyor.
"Kurtuluş yalnızca unutuşta. Her şeyi unutabilmek, kendimi de tüm dünyayı da unutmak isterdim."
Bence Cioran'a başlangıç için muhteşem bir kitap. Keyifli okumalar.
Öncelikle ben hiç yas süreci yaşamadım ama buna rağmen yazarla birlikte o acıyı hissettim. Jean-Louis Fournier çok akıcı, ironik bir dile sahip aynı zamanda yaşadığı duyguları okuyucuya aktarma konusunda çok iyi. Bu yüzden kitaplarını büyük bir keyifle okuyorum.
Dul eşi Sylvie öldükten sonra yazdığı bir yas kitabı. Sylvie hayattayken söyleyemedikleri, fark edemedikleri ve öldükten sonra o yas sürecindeki farkındalıkları beni çok etkiledi.
Herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği bir kitap. Keyifli okumalar.
“Artık her sabah yalnız uyanıyorum. Uyanır uyanmaz aklıma gelmiyor öldüğün, sanki her sabah tekrar ölüyorsun.”
"Ülkemi terk etmeseydim nasıl bir hayatım olurdu?
Daha zor, daha yoksul sanırım ama daha az yalnız, daha az parçalanmış, mutlu belki de."(s.31)
Yazarın tek otobiyografik romanı. İlk defa Agota Kristof okuyacaksanız bu kitapla başlamanızı öneririm.
Yazarın yoksulluk ve ailesinden kopmuş geçen çocukluk yılları, Macaristan Sovyet Rusya işgali altında iken yaşadığı zorluklar ve en sonunda ailesini, arkadaşlarını ve vatanını geride bırakarak başka bir ülkeye sığınmacı olarak gidişine şahit oluyoruz. Dilini, kültürünü, yaşam tarzını bilmediği bir ülkede küçük çocuğuyla hayata yeniden tutunmaya çaşılıyor.
Kitabın adı da Fransızca'yı öğrenme sürecinden kaynaklanıyor.
"Okumayı öğrendim, okumayı yeniden öğrendim." (s. 40)
Okumak ve yazmak Agota Kristof için vazgeçilmez bir şey olmuş. Yaşadığı bütün zorluklara rağmen yazarak herkese meydan okumuş.
"Emin olduğum bir şey varsa, o da yine yazacak olduğumdur, nerede ve hangi dilde olursa olsun."(s.31)
Keyifli okumalar.