" Yahu arkadaş, bu adam deli mi ki tanıyıp etmediği insanları kucaklayıp öpsün, her önüne gelenin elini sıksın, sırtını sıvazlasın?"
"Deli değil ama politikacı. Sen bu memlekette yaşamıyor musun?"
"Yaşamakla?.."
"Politikacıdır bu, herkesi öper de, sever de, kucaklar da..."
Yaşar derdini dökmek için başından geçenleri anlatamadığı zamanlar sazını söyletir, saz çalarak, türkü çığırarak avunurdu. Onun türkülerinin çoğu bilinen türkülerden değildi. Çünkü türkülerinin sözlerini kendi düzer, ezgisini de kendi bağlardı. Sazı, yalnızlığının tek arkadaşıydı. Onu telleriyle konuşan bir canlı yaratık olarak görüyordu.
Bir döksem derdimi denizler taşar
Anlatsam yargıca, yargıç da şaşar
Hakkımı istesem ölmüşsün derler
Vergiye salgıya bu ölü yaşar
İsterse bulunur kitapta yeri
Hazret-i İsa'yı gösterir diri
Bu sözü söyleyen sorulsa dersin
Yaşarken yaşamaz garibin biri