onur erdal

Puan vermedi·320 syf.··
Beğendi
·
2020 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2020 12:33
İlber hoca Türk tarih yazıcılığını ciddi bir biçimde eleştiriliyor. Özellikle Fatih Sultan Mehmed'e kadar nerdeyse hiçbir şeyin kayıt altına alınmadığını belirtiyor. Türkiye'de ki tarih eğitimini de eleştiriyor. Belki de Kültür ve Turizm Bakanlığı yerine Milli Eğitim Bakanlığı danışmanı olmalıymış. Eleştirilerden sonra Timur, Altın Orda Devleti, Kırım Hanlığı ve Osmanlı Devleti ile Türklerin altın çağı başlıyor. Soru - cevap şeklinde bir kurgu var. Kitapta özellikle Osmanlı Devletinin 3. Roma İmparatorluğu olduğu üzerinde duruluyor. 1. si Pagan 2. si Hristiyan 3. sü Müslüman Roma İmparatorluğu. Fatih Sultan Mehmed, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman dönemine odaklanılıyor. II. Mehmed'in gerçekten de üçüncü roma imparatorluğu üzerinde durduğu ve seferlerini bu plan dahilinde yaptığı aşikar. Sultan Süleyman da zaten II. Mehmed'in yarım kalan seferlerini tamamlıyor. Sultan Selim ise sadece doğuya sefer düzenlemesine rağmen İlber Hocaya göre o da eğer daha fazla yaşasaydı onunda sonraki hedefi İtalya olacaktı. Bu dönemler anlatılırken lisede öğrendiğim, İstanbul'un fethiyle rönesans hareketlerinin başlaması ya da Memlukler ile yapılan savaşlardan sonra halifeliğin Osmanlı Devletine geçmesi gibi bazı tarih bilgilerimi de çöpe atmak durumunda kaldım. Osmanlı Devletini üçüncü roma imparatorluğu görelim ya da görmeyelim Osmanlı Devleti bir dönem dünyaya hükmetti. Bir gün Türkiye Cumhuriyetinin de altın çağlarda anılması dileğiyle...
Tarih
Türklerin Altın Çağıİlber Ortaylı · Kronik Kitap · 20172,857 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?

onur erdal

, bir kitap okudu
Puan vermedi·320 syf.··
Beğendi
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2020 12:33
·
2020 13. kitabı
İlber Ortaylı
8.5/10 · 2.857 okunma
Boğaziçi üzerindeki üçüncü köprüye neden bu cengâver padişahın adı verildi? Bilemeyiz. İzahı da yoktur. Adet olması gerekir ama bir gerekçe de ilan edilmedi. Tarihçi Erhan Afyoncu bu köprüye imparatorluğun doğusunu ve batısını en dâhiyane biçimde tasvir eden Evliya Çelebi’nin verilmesini önermişti. Bana kalırsa da unutulan bir dâhinin adı konmalıydı; Mimar Sinan... Gerek banknotların üzerine basılan portreler gerekse bu gibi abidelere ve heykellere verilen isimlerde bir sistem yoktur. Bu büyük bir eksikliktir. Zaten Yavuz Sultan Selim köprüsünün etrafında çıkan kargaşada bu noksanın etkisini görüyorum. Bu gibi işlemler geniş bir anket konusu olmalıdır ve herkesin fikri alınmalıdır.
Sayfa 261 - Kronik·Kitabı okudu
Tarih
Osmanlılar, daha başlarda, İslam dünyasının öncülüğüne heveslenmiş ve bunu gerçekleştirmiştir. Bir kere, Yavuz Sultan Selim’in halifeliği Mısır’dan aldığı ve hilafet sembollerini getirdiği gibi bir hüküm siyasal hikâyedir. Osmanlı hükümdarları, daha başlarda zaman zaman halife unvanını kullanıyorlar. Her zaman değil, zaman zaman. . . Yavuz’dan sonraki dönemde de bu böyle devam ediyor. Ama hilafete ısrarla sahip çıkanlar, 18. ve 19. asırlardaki padişahlardır.
Sayfa 250 - Kronik·Kitabı okudu
Tarih
Semavi dinlerin getirdiği felsefe, hukuk, yorumlama ve dünyaya bakış, kimlik denilen alanı çok evvelden işgal etmiştir. Zaten dini tamamlayıcı unsur olarak saymamızın nedeni de bu. Bu çok önemli bir şeydir. "Biz laikiz", demekle iş bitmiyor. İstediğin kadar laik ol. Din seni örtmüştür, geçmişini örtmüştür ve intikal eder. Hayat biçiminize nüfus eder. Semavi dinlerin özelliği budur. Bu çok bariz bir vasıftır. İnkar edilebilecek bir şey de değildir. Bakın ilginç bir örnek olarak şunu zikredeyim: Cumhuriyetimizin başında sayıları 100 bini aşan Karamanlı Türk'ünü Rum Ortodoks oldukları için mübadele ile yolladık Yunanistan'a. Bu kişiler Türk'tüler (Oğuz) ve gittikleri yerde de doğru dürüst bir kabul görmedikleri için büyük acılar çektiler. İşte bu dinin kimlik oluşumu üzerindeki etkisidir.
Sayfa 42 - Kronik·Kitabı okudu
Tarih