BOGOMİL

BOGOMİL
@bogomil
Puan vermedi·151 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 14:54
Sigmund Freud üzerine okumalar ve araştırmalar yaparken yollarım Wilhelm Reich ve dolayısıyla Dinle Küçük Adam ile kesişti. Yazarın düşünce dünyasını, özellikle de "Orgon enerjisi" gibi kendi döneminin bilim ve anlamlandırma sınırları içinde oldukça tartışmalı olan kavramlarını kitaptan önce okumuş olmam, bende ister istemez bir ön yargı oluşturmuştu. Ancak sayfaları çevirmeye başlarken bu ön yargılarımı bir kenara bırakmaya gayret ettim. Kitabın içine girdikçe ağır veya ağdalı bir dilden ziyade; öfke, hayal kırıklığı ve tutkuyla harmanlanmış, son derece doğrudan ve sarsıcı bir dille karşılaştım. Eser, temelde çok ciddi ve köklü bir sistem eleştirisi sunuyor. Ancak Reich, bu eleştiriyi sadece dışarıdaki diktatörlere veya kurumlara yöneltmekle kalmıyor; sorunun kaynağını "küçük adam"ın kendi zihninde inşa ettiği o görünmez hapishanelerde arıyor. Yazarın, insanın kendi kendini nasıl köleleştirdiğine dair yaptığı bu çıkarımlar son derece yerinde ve sarsıcıydı. Metin, kendi içinde sağlam bir tutarlılıkla ilerliyor ve yazar tezlerini çarpıcı hayat gözlemleriyle destekliyor. Fakat kitabın alt metnini tam anlamıyla kavrayabilmek için Reich’ın o fırtınalı hayat öyküsünü bilmek şart. Bunu bildiğinizde, metnin aynı zamanda net bir apologya niteliği taşıdığını çok net görebiliyorsunuz. Yazarın ani duygu patlamaları, sert çıkışları ve kendini açıklama/savunma çabası, bu eseri salt bir sosyolojik analiz olmaktan çıkarıp, anlaşılmamış ve haksızlığa uğradığını düşünen bir aydının samimi feryadı haline getiriyor. Hem psikolojiye hem de toplum eleştirisine ilgi duyanların, yazarın çalkantılı hayatını da göz önünde bulundurarak mutlaka okuması gereken bir eser.
Dinle Küçük AdamWilhelm Reich · Star Yaprak Yayıncılık · 199415,4bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·96 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
Bu kitabı bir arkadaş tavsiyesiyle kısa sürede bitirdim. İlk bakışta oldukça sade ve hatta ortaokul seviyesine uygun bir anlatı gibi görünse de alt metni düşündüğümden çok daha yoğun. Sayın müellifimiz Bach aslında basit bir martı hikâyesi üzerinden bireyin toplumla ilişkisini, sınırlarını aşma arzusunu ve bedelini anlatıyor. Jonathan sıradan bir martı değil ve derdi sadece karın doyurmak değil, uçmanın kendisini mükemmelleştirmek. Tam da bu noktada toplumla çatışma başlıyor. Çünkü sürü için uçmak bir araçken, Jonathan için bir amaç. Toplumun normlarına uymayan her birey gibi o da dışlanıyor. Burada kitap çok açık bir şey söylüyor: Toplum, kendi düzenini tehdit eden farklılığı kolay kolay kabul etmez. Hatta sen kendi potansiyelini gerçekleştirmeye çalışırken, bu çoğu zaman bir sapma olarak görülür. Kitapta dikkat çeken diğer şey yalnızlık meselesi. Jonathan’ın dışlanması aslında onun cezalandırılması gibi görünse de, bir yandan da onu geliştiren şey tam olarak bu yalnızlık. Yani kitap şu fikri ima ediyor: Gerçek ilerleme çoğu zaman konfor alanının dışında, hatta toplumdan kopuşla mümkün oluyor fikri ortaya atılmaya çalışılıyor olabilir. Bir başka önemli nokta ise kutsallaştırma meselesi. Jonathan’ın hikâyesi ilerledikçe, onun bir tür öğretici figüre dönüşmesi, insanların bir süre sonra bireysel çabayı bırakıp figürleri yüceltmeye eğilimli olduğunu gösteriyor. Bu, sadece bu kitaba özgü bir tema değil; tarihte de sıkça gördüğümüz bir şey.İnsanlar zor olanı yapmak yerine, başaranı kutsallaştırmayı tercih edebiliyor. (Burayı yazarken aklıma bir şeyin din olması yahut dinleşmesi tartışması geldiğini söylemek isterim) Kitap yer yer fazlasıyla idealist. Her bireyin Jonathan gibi olup olamayacağı, ya da olmasının gerekip gerekmediği tartışmalı. Çünkü herkesin toplumdan
Martı Jonathan LivingstonRichard Bach · Epsilon Yayınları · 201680,1bin okunma
Puan vermedi·203 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
Dönem dersimiz kapsamında okumamız gereken eser, sosyolojiye giriş niteliğinde oldukça değerli bir çalışma olarak öne çıkıyor. Konular, sade ve anlaşılır bir dille kaleme alınmış; öyle ki ortaokul seviyesindeki bir okuyucu dahi rahatlıkla kavrayabilir. Ayrıca her başlıkta Türk toplumu üzerinden verilen örnekler, anlatılanları somutlaştırarak öğrenmeyi kolaylaştırıyor. Kitabı üç gün gibi kısa bir sürede tamamlamama rağmen, tekrar tekrar başvurulabilecek ve hızlıca hatırlamayı sağlayacak bir el kitabı niteliği taşıyor. Bu kıymetli çalışması için yazara teşekkürlerimi sunuyorum.
Bizi Kuşatan ToplumVejdi Bilgin · Düşünce Kitabevi Yayınları · 2010131 okunma