Ungatz

Puan vermedi·58 syf.··
2022 11. kitabı
Eserin perde arkasının psikanalitik düzlemde onlarca saat konuşulacak içeriğe sahip olduğunu söyleyebilirim. Stevenson'ın düşünsel eylemi bir özne olarak nesneye karşı ilk adımını içeriyor. Yani eser boyunca gösterdiği saldırgan fiiliyatın gizil amacının (Thanatos) ya da gizil arzusunun (Eros) temel dayanağı o nesneyi elde etme gücüdür. Gizil arzuyu yani Eros'u, eserde 14 yaşında olduğu belirtilen ve Stevenson tarafından fenotip betimlemesiyle dikkat çekici olarak etiketlenen kıza duyduğu "görece üstü örtülmüş olarak varsayabileceğimiz" dürtüsel içgüdülerin toplamı olarak değerlendirebiliriz. Saldırgan fiiliyatı yani Thanatos'u ise Tanrı'nın adına küfreden, ayyaş kalabalıklara karşı salt nefreti hatta bunun sağlaması olarak yaşamının yavaş yavaş tükenirken onların yaşam dolu olması temelinde rasyonalize ettiği bir düşünceye dayalı olduğunu değerlendirebiliriz. Tehlikeli içeriğin salt mantık düzeyinde bilince çıkmasına izin vermek yani rasyonalize etmek Stevenson'ın gösterdiği ilk ego savunma mekanizması olarak ayyuka çıkıyor. Bilinçdışı olan hiçbir şey farklılaşmamıştır ve bilinçdışı gerçekleşen her şey ayrım yapamama temelinde gerçekleşir, yani bir şeyin kendine ait olup olmadığı belirlenmemiştir. İşte bu ayrımın flu oluşunu Bay Baker temsil etmektedir. Bilinçdışı etik değildir. Stevenson etik olanı belirleyen bir bakış açısı ile kendini ifade etme biçimini "dikte" etse dahi apaçık görülen kendini kandırma zehrini tatmasıdır. Ve kendini kandırma zehrini bir kez tadanlar bir daha asla kendilerini kurtaramazlar. Bay Baker şöyle diyor: "Ben sevginin güçlü bir tutku olduğuna inanmıyorum. Korku güçlü bir tutkudur; yaşamın en yoğun sevinçlerini tatmak istiyorsanız korkuyla aşık atmalısınız." Lakin ayrım yapamama temeline dayanan bilinçdışının temsiliyetinin aksine
Edebiyat
Palmiyelerin Altında StevensonAlberto Manguel · Yapı Kredi Yayınları · 2020245 okunma
Reklam
Puan vermedi·295 syf.··
Beğendi
·
2022 5. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2022 14:18
“Aynı tip bireylerden oluşan toplulukların (halkların) arz ettiği en büyük tehlike, nesilden nesile gittikçe artan ve ardındaki gölge misali istikrarın peşinde düşen bir aptallıktır. “ -Friedrich Nietzche Kitle olmak engellenemez bir olgudur. Ayrıca filogenetik açıdan insan, düşünen bir hayvan olarak nitelendirilebilir. Haliyle zamanla Sosyal Darwinizm ile doğan o meşhur slogan şekil değiştirebilir; “Güçlü olan mı ayakta kalır yoksa güçlü olanın mı yanında ayakta kalınır?” Aslında bir başka açıdan çoğunluğun aptalca uysallığı güçlü olanı yaratır. Çoğunluğun zorbalığı ise olan ile olması gereken arasındaki ayrımı yapması için bireye şans vermez. Belirli olana uymanın verdiği kaçınılmaz son haliyle korkuyu doğurur. Lakin bu kitap kaygının korkuya dönüşmesini anlatmıyor. Anlatmak istediği ise, korkudan kaçınılmak istenildiğinde, her adım atıldığında basılan zeminlerin dahi korku tarafından oluşturulduğunu hatırlatmaktır. Gabriel Chevallier, 1. Dünya Savaşı’nda cephede savaşmak üzere orduya katılan yirmi yaşındaki Jean Dartemont’un bir nevi merakına yenik düşüşünü anlatıyor. Ya da daha net ifadeyle merakın doğurduğu korkuyu. Savaş çoğu kez kentsel değişikliklere yol açar. Bu değişiklik kentlerde fiziksel, toplumlarda ise ruhsal yapıyı etkilemektedir. Şehirler hengameye esir olur. Bireyler ise kısa dönemli kazançları yüceltirler. Chevallier yüceltme eylemini askerliği meslek olarak yapanların rütbe artışını hevesle karşılamaları ile özetliyor. Savaşın mutluluk verici yegâne yönü apoletlerdir. Halbuki savaşta apoletlerden çok ölüler selamlanır. Milyonlarca insanı savaşa hazırlayan motivasyon kitlenin efendi yaratma çabasıdır. Jean Dartemont’un savaşa katılma sebebiyse müphem bir arzu ve insanlığın görece laneti meraktır. Lakin Dartemont’un merakı hayatta kalmak ile
Edebiyat
KorkuGabriel Chevallier · Sel Yayınları · 202159 okunma
1/10
·112 syf.··
2020 84. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 18 Ağustos 2020 19:31
Dürtüselliği kurgu ile sununca bir sanat eseri elde edebilirsin. Lakin dürtüselliğe dair oluşturduğun kurgu ve yazı dilinden irin akıyorsa dayanılmayacak bir eziyete dönüşür. Okunacak hiçbir yönü yok. Daha ağır bile yazılabilir ama enerji kaybı.
Edebiyat
Ten, Organları Sarıp Sarmalayan Elastik KılıftırBjorn Rasmussen · Alakarga Sanat Yayınevi · 201782 okunma
9/10
·65 syf.··
2020 82. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 18 Ağustos 2020 03:17
Yaşam bir gemi olsa çarşaf gibi bir denizde değil, her zaman dalgalı bir okyanus üzerinde yol alır.Haliyle son ana dek sürekli sarsılır ve izler alırız. Kitabın içeriğine dair fikrimi belirtmeden önce somutlaştırabildiğim kadar analojik bir örnekle başlamak istedim. Çünkü bu kitap değişkenliğin kitle üzerindeki etkisinin, öznel bir kaçışla tavizsiz tartışmasını içeriyor. Kitapta Aziz Manuel’in gösterdiği davranım yolu aslında çok net bir ödev ahlakı örneğidir. Aziz Manuel değer gören kıymetli bir rahiptir lakin ölümden sonra yaşam inancı sarsılmaktadır. Buna rağmen bir rahip olarak inançla ilişkilerini köylülere itiraf etmek yerine “yaptığı işe” inanmayı tercih eder. Çünkü bu eylem bütünü onun yaşamı anlamlandırma noktasındaki yegane ödeviydi.Yani Aziz Manuel kitlesel faydanın ikamesini kendinden kaçmakta bulmaktadır. Eserde teolojik çıkarımlar ile toplumsal tutumların nasıl birbirlerine cephe aldığını görebiliyoruz. Yadsınması gayet zor olan öznel bakışın nasıl bireysel faydadan uzaklaştığını deneyimliyoruz. Aziz Manuel yaşatmak için yaşadı lakin son onun istediği gibi miydi ? Bunu eminim kendisi dahi tezahür edemiyordur. Çünkü hiçbir zaman kendisi için yaşamadı.
Edebiyat
Aziz ManuelMiguel de Unamuno · Sel Yayıncılık · 2016215 okunma
9/10
·108 syf.··
2020 50. kitabı
"Çıkış Kitabı" kaçış ve terk edişin eylemsel bütünlüğüne dair ikircikli anlamın çarpıcı bir örneği. Ölümden kaçmak ve ölüme kaçmak ya da mekanı terk etmek ve mekandan uzaklaştırılmak bu iki dilemma arasındaki seçime daha doğrusu "zorunluluğa" tanıklık ediyoruz. Kitapta bir çocuğun gözünden Gürcistan'ın Abhazya bölgesinde 1990'ların başında uygulanan ve etnik temizlikle sonuçlanan savaşın izlerinin hikayesine odaklanılıyor.Bombalanan evler, yoksulluğun getirdiği bedbaht durum ve ötesinde ölülerini bile toprağa veremeyen insanların ruhsal tahlilleri. Bu bir çıkış hikayesi evet hem de insanlıktan çıkıştan bir kaçışın hikayesi.
Edebiyat
Çıkış Kitabıİaki Kabe · Dedalus Kitap Yayınları · 202059 okunma
Reklam