Birine bir iyilik yaptıktan sonra kendini üstün hissetmenin verdiği bu doygunluk olmasa kimsenin kimseye iyilik yapacağı yoktu aslında.
Merhametin özü kötücüldü, bu yüzden maraz doğuruyordu.
Yaşanan her şey zamanla soluyordu. Öyle bir soluyordu ki belli belirsiz bir iz bırakıyordu arkasında. İnsan bu ize bakıyor ama yaşandığından emin olamıyordu. Hayatın böyle bir özelliği vardı.
Bu küçük kâgir evlerde iyi insanlar oturuyordu.
Annesi öyle söylerdi.
Komşularımız çok iyi insanlar derdi.
Herkesin iyi insanlar olduğu zamanlardı ya da annesinin iyi olduğu zamanlar.