Kitabın daha ilk satırlarında salgın kelimesini okuyunca beni direk 2020 yılının Covid 19 salgını zamanlarına ışınladım. Kitabın konusu; insanlara kısa sürede bulaşan ve bulaşan kişide yüzünün kızıl renge boyayarak semptomlar gösteren ve 24 saat gibi çok kısa bir sürede öldüren kızıl veba salgınından etkilenmemiş bir dil eğitim profesörünün; sadece ilkel yaşamı öğrenmiş torunlarına yaşadıklarını anlatmasını okuyoruz. Sadece bir salgının bir uygarlığı insanlığı bitirmesi, ve insanların sadece kendini kurtarmak adına gıda barınma giyecek gibi ihtiyaçlarını karşılamak için ne kadar vahşilestiğini okuyoruz.
Böyle bir salgının bulaşmaması bütün sevdiğin kişilerin 24 saat gibi kısa bir sürede gözlerinin önünde ölmesi beni çok düşündürdü. Salgında insanlarla birlikte bir medeniyet uygarlık yok oldu; ne teknolojik aletler ne de alfabenin önemi kaldı. İnsanlık yok olunca evcilleştirilen hayvanlar ve tarım eski haline geri döndü bu durum bana pandemi zamanında eve kapanmaların ardından ormanlık alanlardan sokağa gelen hayvanları hatırlattı.
Her halükarda insanlık devam etmeli diye düşünen ve bu yüzden yollara düşen kahramanımız Granser kendi gibi kalan bir kaç insan bulmuş ve insanlık ile soyunu devam ettirmişlerdir. Ve insanlık yeniden medenileşme yolunda adım atmaya başlarlar gün gelecek DNAlarimizda olan bu kodlar elbet bir gün ortaya çıkacak. Barutu bulup yapacak savaş çıkacak yine bir lider bir din adamı ortaya çıkacak yine bir sebeple yine bu uygarlık yok olsada yine yeniden bir başkaları ortaya çıkacak ve bu kozmik yaşam bu şekilde sürlecek.
Jack London bu eseri yazdığında ufak veba salgınlarindan başka bir salgın görmemesine rağmen 2020 yılındaki salgına benzer bir salgın hakkında bir kitap yazması bana çok çarpıcı geldi
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,7bin okunma
Kitap kısaca bir uzaylının gözünden insanlığı anlatması diye düşünülsede , kitabı okudukça ve satırları okuyunca insanlığa; insan olmaya dair şeylerin ne olduğunu öğreniyorsunuz. Aşk,arzu,tutku,öfke şiddet, müzik,sanat, aile , bağlılık, yemek içmek,sadakat,insanı insan yapan duygular,insana anlam kazandır. Bir uzayliysanız (Vonnadoryalı) teknolojinin gelişmiş olduğu tek dinin matematik ve asal sayıların çözümüyle sınırsız bilginin teknolojinin,ve sadece mantığın önde olduğu bir yerde yaşıyorsanız insanların şiddet yanlısı ,tüketici, hayalci ve kendini evrenin en gelismis bir toplumu olarak düşünülebilirsiniz ve bu yüzden matematiğin asal sayıların gelişmesini engellemek için sınırsız teknolojiye sahip olmalarını , teknolojiyi doğru ve iyi bir yerde kullanamacaklarını düşünebilirsiniz ve bu yüzden dünyaya bir ajan gönderirsiniz. Ve o ajanda artık zehirlenmiştir,insanlaşmıştır.
Kitabı okurken kendime insanlığa dair altını çizdiğim cümleler çok oldu , büyük bir keyifle okudum. Anlatımı akıcı ,zaman zaman duygusal ama çoğunlukla kendinize anlamlar çıkaracağınız üstüne düşüneceğiniz bir kitap, yazarın diğer kitaplarını da severek okumuştum.
Kitap zamanda yolculuk konusu ile dikkatimi çekmişti, içindeki dört farklı hikaye konuları karakter bağlantıları güzeldi fakat anlatım açısından fazla tekrara uğrayan yerlerde akıcılık azaldığı için zaman zaman sıkıldımm okurken , ama son hikaye olan anne kız hikayesi beni fazlasıyla etkiledi.
Konu zamanda yolculuk olmasına rağmen belli kuralların olması , şimdiyi değiştiremediğin halde ben olsam böyle bir yolculuğa çıkarmıydım şimdiyi değiştiremiyorsam ne anlamı var diye de düşündürdu. Kitapta da yazdığı gibi "Eğer sandalye bir kişinin bile kalbini değiştirebiliyorsa o halde kesinlikle bir anlamı vardı."