Ben yine doğru tahminde bulunduğum bir kitapla geldim. Agatha Christie, Çarpık Ev ya da Türkçe kullanılan başlığı ile Çarpık Evdeki Cesetler. Bu kitabı için benim özel favorilerim arasında diyor. Yıllarca saklamış ve üzerinde çalışmış. Kitabı konu olarak beğendim, sonlara doğru heyecan iyice arttı ancak yine de favorim hala On Küçük Zenci. Charles ve Sopia aşkı ile başlayan kitap Sophia'nın ailesinin gariplikleri ve meydana gelen cinayetler ile devam ediyor. Çarpık Ev, garip aile ilişkileri ile oldukça aklınızı karıştıracak ama cinayetleri işleyen kişinin kurduğu cümleleri doğru analiz ederseniz onun katil olduğunu tahmin etmek hiç de zor olmayacak. Neyse, Agatha kitaplarında fazla yorum yapmayı sevmediğimi daha önce söylemiştim. Şimdi ne dersem size yüksek tahmin verecek. Gelelim filmine, izledim ama sevmedim. Çünkü kitaba bağlı kalmayan başları ile benim için baştan bitti. Sonra zoraki devam ettim ama hayal gücümü geçemediği için kendi filmimi zirvede bırakmak istedim ve filmi kapattım.
Unutmak çok iyi bir ilaçtır, ilaçların en tatlısı ve en merhametlisi.
Zaman, kendine bakmayan insana pek merhamet etmez, ona da etmedi.
Yaşam, neyse ki, en üzüntülü anlarda bile avuç avuç hafiflik tohumları eker.
Çünkü aşkın yaşamak için mutlak ve karşılıklı güvenden başka hiç ama hiçbir şeye gereksinimi yoktur.
.
.
.