Gizem Bektaş

Gizem Bektaş
@booksofjamy
Ruhuna iyi gelen hiçbir seyi kaybetme ~
Öğrenci
ODTÜ
Ankara
7 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
8/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2021 5. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2021 13:43
Cengiz Aytmatov'dan toprak ana sonrasi okudugum ikinci kitapti. Yazarin dilinin cok güzel oldugunu söyleyemeden gecemeyecegim. Eser üç bolumden olusuyor. Ilk bolumde dişi kurt ve ailesinden söz edilirken ikinci bölümde, hayvan avlanmasina güç ve para hırsızlığına, dini yozlaşmaya, merhametsizlige, dunyevi degerlerden dolayi kendine yabancilasan insana karşı bir direnis gosteren Abdias'ı okuyoruz. Son bölüm ise benim en cok sevdigim bölümdü ve Boston'un hikayesini anlatiyordu ayrıca üç bölümün hikayesi de ortak bir paydada kesişiyor öykü tamamlanıyordu. Insanin dunyada sadece kendisinin yaşamadığını, ekolojik dengeyi ve bu dengeyi bozup kendine zarari olmayan başka canlara hukmetmeye çalıştığında aslında kendi hayatini da mahvedecegini anlatan ve hatta Hz. İsa'nin çarmıha dikilme seruvenini de kitabin icine ders niteliginde serpiştiren, amaci ve verdigi mesaj oldukça anlamlı olan bir eserdi. Tam puan vermeme sebebim Abdias'in oykusunun manasi buyuk olsa da fazla uzatilmis ve sıkıcı olması hatta yer yer didaktik eser okuyor gibi hissetmemdi. Yani ikinci bölümde verilen mesaj kitabin icine yedirilmek yerine, oldukça insanın gozunun icine sokuluyordu. Bunun haricinde bu -bence- sıkıcı olan kisimlara sabrederseniz etkileneceginizi düşünüyorum. Tavsiyemdir
Dişi Kurdun RüyalarıCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 20238,9bin okunma
Reklam
9/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2021 9. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2021 02:00
"Bir yerde kötülük varsa, oradaki herkes biraz suçludur" Yüzyıllardır insanlar olarak doğuyor büyüyor gelisiyor olgunlaşıyor yaşlanıyor ve ölüyoruz. Değişmeyen tek şey tarihi her çağda tekerrür ettirmemiz. Kimi zaman dini konularda kimi zaman parada kimi zaman kanımıza giren pohpohlanmış sozler ve vaatlerle ve yine kimi zaman da milli damarlarimizla mümkün kılıyoruz bunu. Güçlü hitap ve bas döndüren cafcaflı konuşmalar o kişiyi kurtarıcı yapıyor gözümüzde. Evet evet, tam da soyledigim gibi: Yüzyıllar da gecse biz hep bir kurtarici ariyoruz. Haklarimizi biri savunsun, biri bizim beynimiz olsun. Biz beynimizi devre dışı bırakalim, sorgulamadan emirleri gerçekleştirelim ve guce de huzura da erişelim. Çünkü "niyesini" "nasilini" sormaktansa sorumlulugu birine vermek daha kolayimiza gidiyor. Son ada tam da guc ve prestij hayallerine kapilip boş vaatlere inanmak (isteyen), yillardir insanlarin kesfedemedigi dünyanin o karmasasindan uzak adayi daha fazlasini isteme çılgınlığı yüzünden mahveden insanlari anlatiyor. Ya da diger bir yandan kendimizi kendimizle yuzlestiriyor. Biz nankör insanlar elimizdekiyle yetinmekten zevk almayi ve şükretmeyi degil, gücü elinde bulundurmayi tercih ediyoruz. Gücü huzura tercih ediyor ya da huzurun güç ile gelecegini düşünüyoruz. Kimi zaman bu yolculukta bizi uyaranlar elimizdeki tek gercek şeyi, insani duygulari hatirlatanlar ise hayallerimizden uyandiriyor adeta bizi. Sevmiyoruz bunu. Çünkü kitapta da geçtiği üzere yalan bir hayale kapılmak çarpıcı gerceklerden daha cazip geliyor belki de. Yolun sonunda dogayla, hayatla, dünyayla oynadigimiz bu kumari kaybettigimizde uğrayacagimiz hayal kirikligini ve utanci umursamadan yaşıyoruz "an"ı. İlk haksızlıkla ses cikarmiyor, kendimizi bos safsatalarla kandiriyoruz. Sonra bir gun o haksizliklar
Son AdaZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202062bin okunma
9/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2021 4. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2021 16:30
Ne de iç ısıtan bir kitaptın sen Sarıyaz... Bir kitapta beni en çok büyüleyen, yazardan en çok beklediğim şey türü ne olursa olsun o kitabın benim içime işlemesidir. Karakterler bana dokunsun isterim, ayni zamanda ben de elimi uzattigim an ona erişebileyim. Bizden olsun mesela. Dört dörtlük olmasin, çektiği acılar olsun akşamları dört duvar arasina girdi mi baş gösteren ama gün ışığında insanlardan gizlenen. O da bir şarkı sözüne yıllarını sığdırsın, sarhoş olsun bazen gevezelik etsin bazen darılsin isterim. Sevmem öyle "tipik" karakterleri. Tipik miyiz oysa biz? Türlü türlü huyumuz suyumuz yok mudur? Ayni meşhur sembol gibi, ruhumuzdaki beyazimizin icinde siyah siyahimizin icinde beyaz iliştirilmemiş midir oysa? Karakterler de arkadaşım olmalidir ayni zamanda. "Keşke gerçek olsaydin" diyebilmeli, bu kocaman ama aslında yalniz olan dünyada yalniz olmadigimi hatirlamaliyim onlar sayesinde. Filanca yerde filanca zaman da tıpkı gerçek bir dost gibi düşmeli aklima da aramizda aslinda gerçeklik ve sanallik degil de, sadece kilometrelik yollar varmis ve cok da cabuk aşılırmış gibi hissedebilmeliyim. Son yıllarda ne yapay kitaplar okuduğumu farkettim. Ne de "super kahramandı" herkes ve ne de mutlu bitiyordu her şey. Her seye erişim mumkun ve sevgi nasil da siradandi. Gunesin batisi betimlenmiyor, bir cocugun kahkalarini yahut alamadigi oyuncaklara bakarken içi giden yüz ifadesini kafamda canlandiramiyordum. Cocukluğumdaki Aziz Nesinleri, Kemalettin Tugculari, Muzaffer İzguleri hatırladım sonra. Bir zamanlar "an" i yaşamanın değerli oldugu, zamanın daha telasesiz aktigi gulmelerin daha samimi ağlamalarin daha gercek bir seye erismenin daha kıymetli oldugu zamanlari yazanlari. Yil 2021 de olsa ayni o karakterlerle bulusmak istiyordum. Kitap ister 1960 i ister 2000 leri anlatsin
SarıyazMahir Ünsal Eriş · Can Yayınları · 20195,6bin okunma
10/10
·48 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2021 22:00
Ne kadar özel bir kitaptin sen! Okuma alışkanlığımı yeni yeni kazandığım şu dönemlerde, kitaplara vakıf olduğumu soyleyemeyecegim, hatta varlığından Dostoyevski'nin "Hepimiz Gogol'un Paltosundan geliyoruz" sözüyle haberdar olduğum bir eserdi kendisi. Öncelikle kısa olması beni kendine çeken etkenlerden oldu çünkü bu durumu kitaplarin dünyasına iyice dalmadan once herkes yaşamıştır ki yeni yeni kitaplarla haşır neşir olduğunda biraz şımarık olur okuyucu. Güzel birçok kitaptan kalınlığı korkusuyla uzaklasir, kim bilir ne kadar derin manalarin ve hikayelerin saklı olduğu yazıları kaçırır ama "ben daha acemiyim" bahanesiyle daha hafif ve okumaya alıştıracak kitaplara kaymasi su götürmez bir gerçektir. Hem Dostoyevski'nin sözüne karşı merakım hem de inceligi ile icine girdiğim ve son sayfalarda keşke bitmeseydi dedigim bir eserdi palto. Dunya duzenindeki adaletsizligi, kendi halinde yaşayan "pasif" denebilecek insanlarin nasil da gormezden gelindigi, küçük şeylerle mutlu olabilen insanlara o mutluluğun bile kimi zaman çok görüldüğü, suan burun kivirdigimiz birçok şeye sahip olmanin bazi insanlari hayatta tutan yegane kaynak, belki de bir an icin bile olsa kendilerini özel hissedip hayata daha farkli baktiklari o güzellik öyle naif anlatılmıştı ve burda sayamadığım oyle anlamlı mesajlar verilmişti ki bu kadar kısa bir eserin bana bu kadar tesir edip aradan birkaç gün geçtiği halde kitabi düşüneceğimi sanmazdim. Güzel bir klasik okumak isteyen fakat benim gibi bu maceralara yeni yeni atilip elini korkak alistiranlara şiddetle öneriyorum zira ben oldukça geç kaldım. Bunun dışında akıcı anlatımı, yazarin tatli bir şekilde ara ara olaylara müdahale etmesi ve "az ama öz" lafının vücut bulmus hali olmasi nedeniyle hala okumayan varsa ısrarla önerdiğim, hayatlarında geçirecekleri
PaltoNikolay Gogol · İtihaki Yayınları · 201746,2bin okunma