Bir taş parçası olduğunu düşün. Çok güzel, tuhaf bir biçime sahip, sanat eseri güzelliğinde ama doğanın yarattığı bir taş parçasısın. Seni alıyorlar. Seni senden daha küçük olan bir kalıba koymak istiyorlar ve bu amaçla yontmaya başlıyorlar. Yıllarca yontmaya devam ediyorlar, ta ki onların ürettiği kalıba girebilecek hale dönüştürene dek. Sen, artık o tuhaf biçimli, sanat eseri gibi görünen taş parçası değilsin, bir küpsün. Seni küp biçimindeki kalıplarına koyuyorlar. Bir taş parçası bile buna isyan eder, kalıptan çıkarken artık eskisi kadar sağlam değildir, yavaş yavaş parçaları dökülür...
Kitabı keyifle okumaya başladım çünkü daha ilk satırlarından ilgimi çekmeyi başarmıştı. Daha sonra karakterimizin yazdığı hikayeler tuhafıma gitti, acaba yazarımız nereye koyacağını bilemediği öykülerini buraya mı yazmaya karar verdi diye düşündüm. Açıkçası ana hikayeye ara vermeyi hiç istemediğim için başta sinirime dokunmuştu. Sonra ilerledikçe o hikayelerin, ben farkına bile varmadan kitabın bir parçası olduğunu gördüm ve çok daha fazla keyif almaya başladım. Sonlara doğru inandığımız her şey mahvolacak sanmıştım aynı ana karakterimiz gibi ama bizi hiç üzmeden bitti kitap. Özellikle Türk yazarlardan böyle kitaplar okudukça diğerlerini keşfetmek için daha da hevesleniyorum.