En önemli distopya kitaplarından sayılan Cesur Yeni Dünya günümüz yaşantısından yaklaşık 600 yıl sonrasındaki bir dönemi ele alır. Öyle bir dönem ki insanlar artık seri üretim gibi tüplerde 'üretilir', aile ve duygusal ilişkiler gibi kavramlar müstehcen olarak ele alınır, herkes herkesindir mantığıyla içinde duygu barınmayan kısa süreli ilişkiler yaşanır. Tüm bu olaylardaki amaç sadece herkesin her zaman mutlu olmasının istenmesidir. Bu mutluluğu sürekli kılmak için de soma adı verilen devlet onaylı bir uyuşturucu tüketilmektedir. Kim psikolojik bir sıkıntıya, mutsuzluğa, umutsuzluğa düşerse hemen somadan birkaç doz alır ve mutlu saatler geçirir. Bu kitabı en önemli distopyalardan biri yapan özelliği içinde bulundurduğu sistemdir. İnsanlar daha doğmadan alfa, beta, gama, delta ve epsilon gibi sınıflara ayrılır ve doğum sonrası çocukluk dönemlerinde uykuda koşullandırma yöntemleri kullanarak yetiştirilir. Bu sınıf ayrımı o kadar çarpıcıdır ki kimse daha farklı bir sınıfta olmayı dilemez. Çünkü onlar için en iyisinin bulundukları sınıfa ait olduğu koşullandırılmıştır. Farklı bir sınıfta olmak isteseler bile olamazlar çünkü doğum öncesi tüplerde geçirdikleri haftalarda hangi sınıfa ait olacakları karar çoktan verilmiş embriyolarına işlem yapılarak gelişimleri ona göre kısıtlandırılmıştır. Dünya devletlerinin böyle bir sistem oluşturma kararı almış olması ülke içindeki üretimin ve sürekliliğin sağlanması için yapılmış. Tabi bu sistemin devamlılığı için de temel bir distopya özelliği olan kitaplar tamamen ortadan kaldırılmıştır. Doğumlarından itibaren koşullandırılan insanlar işleriyle alakalı bilimsel yazılar dışındaki hiçbir yazıya erişemezler. Koşullandırılmaları gereği erişmek istemezler de zaten. İnsanlar sadece kendi işleriyle ilgilenir, boş vakitlerinde belirli