9/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 15:53
# SPOİLER# Tam da boşluğa, karamsarlığa düşmüşken karşıma çıktı ve beni güzel bir hayatın, sonsuz olasılıkların, beklediğine inandırdı. Baş karakterimiz Nora, hayatı umutsuzluklarla dolu, potansiyelini gerçekleştirememiş birçok pişmanlığının üstüne tutunacak son dallarını da , kedisinin ölmesi, piyano dersi verdiği tek öğrencisinin dersi bırakması, kaybetmesi üzerine intihar etmeye karar verir. Çünkü yaşamak için sebebi kalmamıştır. Babasının istediği gibi yüzme konusunda yeteneğini geliştirmez, abisinin istediği müzik grubu hayalini devam ettirmemiş, sevgilisiyle evlenip pub açma hayalini de yarım bırakmıştır. "Herkesi yarıyolda bırakmış, hiçbir şeyi becerememiş biri ölmekten başka ne yapabilir? Başka olasılık var mı?" İşte Nora bu düşünceyle intihar ettikten sonra kendini bir kütüphanede bulur, Gece Yarısı Kütüphanesi. Kütüphaneci ise çocukken babası öldüğünde onu teselli eden Bayan Elm. Bayan Elm onu sonsuz hayat seçenekleri hakkında bilgilendirir. Yaptığımız her seçim bizi bambaşka hayata sürükler ve hepimizin bambaşka hayatları olabilirdi. Ve işte Nora bu hayatları seçebileceği bir eşiktedir artık. İstemeyerek de olsa tek tek dener bu seçenekleri. Ondan beklenen hayatları yaşamakla başlar. Babasının desteklediği yüzme kariyeri, abisini yüz üstü bırakmadığı müzik kariyeri ya da sevgilisini terk etmediği hayat... Hepsi başkalarının hayalidir ve istediği gibi mutlu hissetmez. Böyle sonsuz hayat seçeneği vardır ve birçoğunu dener. Buzul bilimcisi olup buzullarda kutup ayısıyla karşılaştığı hayattan tutun Şili'de depreme yakalandığı hayata kadar ve hatta onun gibi paralel hayatlar arasında gezen Hugo'yla karşılaştığı bir hayatı da dener. Ama hep içinde bir boşluk hissi, tam mutlu olamama durumu vardır ve sonsuz seçenekleri denedikçe artık kendini bir yere ait
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,2bin okunma
7/10
·83 syf.··
Beğendi
·
2026 66. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2026 17:37
İvan İlyiç; işi, kazandığı para ve beklediği terfilerle kendini sürekli bir üst basamağa taşıma hırsıyla yaşayan, dışarıdan bakıldığında 'başarılı' görünen biridir. Ancak bu başarı tablosunun ardında bitmek bilmeyen bir boşluk vardır. Sosyal statüsünü yükseltmek uğruna sıradan insanlardan sıyrılıp soylu ve varlıklı çevrelerde kendine yer edinmeye çalışır. Her elde ettiği başarıdan sonra, anın tadını çıkarmak yerine bir sonraki hedefine odaklanır; böylece yaşadığı günün kıymetini bilmeden, geleceği inşa etme takıntısıyla ömrünü tüketir. ​Bu hırsların esiri olmuşken, ani bir hastalıkla yaşamın yavaş yavaş elinden kayıp gittiğini fark eder. Ölümüne yaklaşan her gün, geçmişte inşa ettiği o kusursuz hayatın aslında ne kadar boş ve sahte olduğunu dehşetle idrak eder. Hastalığı ilerledikçe ailesi onu bir 'engel' olarak görmeye başlar; o da bunun farkındadır. Tolstoy, karakterin iç dünyasındaki çöküşü ve sorgulamaları oldukça etkileyici bir şekilde aktarır. Toplumun dayattığı normlara göre yaşamanın bedeli, gerçek bir sevgi bağı değil, sahte bir aile hayatı olmuştur. Her şeyin farkına varışın getirdiği derin pişmanlık ve keşkelerle, hayatını boşa harcamış olmanın sancısını çekerek sonuna yaklaşır
1000Kitap
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202261bin okunma
Reklam
9/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
Diana, Hektor, Eric, Lucas ve Vanessa... Beş kişilik birbirlerinden bambaşka karakterlere sahip bir grup, sınavların ve arkadaş ilişkilerinin önemli olduğu liselerindeki koridorlarında her zamanki gibi günleri geçerken bildikleri hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlayacaklardır. Her şeyin planlı olması için çaba sarf eden Diana'nın dilinden tanık olunacak olayların başlangıcı ise sıradan gözüken bir okul gününün sounda Hektor'u takip ederken gördüğü manzaradır. Sadece kıpkırmızı iki gözün göründüğü bir yaratık tarafından ısırılan Hektor'un kötüleşmesi ile saklandığı yerden çıkan Diana için uyanma vakti çoktan gelmiştir. Diana için bilinmeyen bir girdabın içerisine doğru adım attığının bilinci sarsıcı bir gelişmeyken tanık olduğu olay ile Noxborn dünyasının kapılarını araladığının farkında değildir. "Noxborn dünyasında iki tür vardır. Kırmızılar; yani güç için öldürenler, yok edenler. Ve maviler; koruyanlar, yaşatanlar. " Hektor ile kendisini ısıran yaratığın hangi taraftan olduğunu biyoloji öğretmenin cümleleri ile öğrenecektir. Okulda her gün gördüğü ve ailelerinin güvenerek çocuklarını emanet ettiği öğretmenlerinin aslında bambaşka kişiler olduğunu fark ettiklerinde gerçekliğin keskinliğinde yapmaları gereken tek şey hayatlarına giren yenilikleri kabullenip kendilerini korumaktır. Gecenin karanlığında görünenler ve bilinenler güneş doğduğunda gizlenmek için kenara çekilir. Çünkü Noxborn evrenin kendisini hatırlatması için gecenin karanlığına ihtiyacı vardır. Hektor'un mavi bir Noxborn olduğu anlaşıldığında ve vücudundaki değişimler de gözler görülür bir şekilde dikkat çektiğinde okuldaki dengeler de değişmeye başlayacaktır. Hektor'un yeni güçlerine alışmaya çalışırken yaşananlar beşli grubun çatırdamaya başladığının sinyalleri alarm niteliğinde belli
UyanışAli Murat Yılmaz · P Kitap · 202611 okunma
9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 54. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 22:20
Fonda Lee | Özgürleşen Gökyüzü ”İnsanların iyi talihleri için ödedikleri bedeli bilemezdik.” Çocukken bir mantikor saldırısında annesini ve kardeşini kaybeden Ester’in hikâyesine ortak oluyoruz. Yıllar sonra rokh adı verilen devasa yırtıcı kuşların terbiyecisi olmak için eğitim alan Ester, hem geçmişinin gölgesiyle yaşamaya çalışıyor hem de mantikorlara karşı düzenlenen büyük avın bir parçası olma fırsatını yakalıyor. Ancak bu yolculuk sadece tehlikeli yaratıklarla mücadele etmekten ibaret değil; aynı zamanda korkularıyla, öfkesiyle ve kendini kanıtlama isteğiyle yüzleşmesini de gerektiriyor. Ben hikâyenin en çok, intikam duygusunun arkasına saklanan o kırılgan tarafını sevdim. Ester gerçekten geçmişini geride bırakabilecek mi? Yoksa peşine düştüğü şey onu daha da derine mi çekecek? Kitap kısa olmasına rağmen boşluk hissi bırakmıyor. Aksine, sayfalar ilerledikçe keşke biraz daha uzun olsaydı dedim. Çünkü hem dünyanın kuralları hem de yaratıkların yapısı merak uyandırıyor. Özellikle rokhlar ve mantikorlarla kurulan fantastik atmosfer, sadece bir macera olmaktan çıkarıp daha etkileyici bir hâle getirmiş. Çok severek okudum, sizlere de tavsiyemdir. 🪽
Özgürleşen GökyüzüFonda Lee · Eksik Parça Yayınları · 20264 okunma
Hayatta kalmaya çalışanlar..
Puan vermedi·224 syf.··
2026 31. kitabı
Nereden başlasam bilemediğim Hayatta Kalanlar, Benjamin, Nils ve Pierre kardeşlerin hazin hikayesini en yalın ama içinize işleyecek şekilde anlatmaktadır. Alex Schulman diğer kitaplarında olduğu gibi çocukluk travmalarını merkeze alıp, yarattığı karekterleri kusursuz bir anlatım ile biz okurlara sunmaktadır. Kitabın bölümleri şimdiki zaman ve geçmiş zaman arasında gidip gelmesine rağmen keyifli bir okuma yolculuğu oldu benim için. Kalabalık bir aile ama yalnızlık içinde gezen bedenler…kitabın sonunda ise size şok yaratan göğsünüze oturan bir acı. Ve keder insanın dilini bağlıyor diyerek konuşamadıklarımızın, söyleyemediklerimizin, anlatamadıklarımızın yarattığı koca bir boşluk…
Hayatta KalanlarAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20252,144 okunma
8/10
·440 syf.··
2026 13. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 19:34
Kitabın kapağını kapattığımda soru işaretleriyle beraber bir boşluk oldu içimde. Şehnazla ve hayatıyla vedalaşmak beni bi üzdü. Kitabı çok sevdim aslında ama beni bazen biraz yordu. Çağrışımlarla ilerleyen, yoğun bilinç akışı kullanan , dallanıp budaklanan bir anlatı tarzı , hafızanın çalışma mantığını taklit eden parçalı bir anlatı diyebilirim. Örnek vermem gerekirse anneannesinin yaşadığı sıkıntıları anlatırken annesinin de sıkıntısını nasıl aileye sahip çıkmak zorunda kaldığı, bunu anlatacakken birden annesinin atanmadan önceki işini ve o işi nasıl bulduğunu anlatacak ya(tabii bu da başka bi konudan detay kısmı) Mahalledeki Bilmem ne abla sayesinde diye başlayıp o kadının hayatını detaylarıyla ve ölüm anını bile anlatıyor oturduğu Fil yokuşu sokağının tarihçesini kadının sevgilisinden öğrendiğine geçiyor o Tarihçe dikkatini çektiği için bunu okul ödevinde kullandığına, hocasının ona inanmadığına ve kavga ettiklerine özür dileme kısmına kadar ve oradan E’ye hissettiği aşk güzellemesine geçiyor oradan tekrar. İşte bu işi o abla bulmuş diye iş kısmını anlatıyor, iş kısmından babasıyla tanışma kısmına geçiyor, oradan sevgili oldukları hikayeleri anlatırken oradan nasıl evlendiklerine, neden evlendiklerine derken bir konu 150 sayfa sürüyor ortasındayken konu neydi ya oluyosunuz. Bide bana komşunun hayat hikayesini anlatana kadar kendi hayatının detaylarını da bi verseydi ya olmadım değil. Ama genel hatlarıyla heyecanla okuduğum bir kitaptı.
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267bin okunma
Reklam
Reklam