Puan vermedi·404 syf.··
2026 24. kitabı
Madeline Miller’ın büyüleyici eseri Ben, Kirke, mitolojinin o alışılmış, tanrıları yücelten pencerelerinden değil, sürgün edilmiş bir kadının kalbinden bakıyor dünyaya. Kitap boyunca kendimizi erkek egemen Olimpos dünyasında yapayalnız, dışlanmış ama bir o kadar da gururlu bir tanrıçanın yanında buluyoruz. Miller, Kirke’yi sadece efsanelerdeki "büyücü ve canavar" kimliğiyle değil; bir evlat, bir aşık, bir anne ve hepsinden önemlisi kendini arayan bir kadın olarak önümüze seriyor. Onun adasında geçen yüzyılları okurken, yalnızlığın insanı nasıl hem törpüleyip hem de güçlendirdiğini derinden hissediyorsunuz. Kirke'nin saraylardan, ihtişamlı tanrılardan uzakta, doğanın koynunda kendi gücünü ve bitkilerin dilini keşfediş hikayesi içimde adeta bir şeyleri uyandırdı. Kitapta geçen o derin kırgınlıklar, ihanetler ve her şeye rağmen ayakta kalma çabası o kadar insani, o kadar bizden ki... Mitolojik bir figürün acısında kendi modern yaralarımızı bulmak beni inanılmaz etkiledi. Son sayfalara doğru yürürken Kirke’nin ölümsüzlüğün getirdiği o soğuk boşluk yerine, ölümlü olmanın getirdiği o sıcak ve anlamlı kusursuzluğu seçişi adeta içime dokundu. Kendi kaderini başkalarının iki dudağı arasında bırakmayan, acılarından kendi tahtını inşa eden bir kadının bu gururlu yürüyüşü uzun süre hafızamdan çıkmayacak. Bu kitap benim için sadece bir mitoloji yeniden anlatımı değil; sınırlarını kendisi çizen, boyun eğmeyen tüm ruhlara yazılmış çok içten ve zamansız bir başkaldırı şarkısı.
Alıntı
Ben, KirkeMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202444,3bin okunma
Puan vermedi
Kur’an ve hata kelimelerini arama motoruna yazınca ilk karşımıza çıkanlardan birisi miras paylaşımı hususunda Kur’an’da hata olduğu iddiası. Meşhur ateist ve İslam karşıtı Turan Dursun’un sitesinde aklını imanının önüne engel olarak koyan gençler, bu miras ayetlerini gündeme getirip tabiri caizse “Kur’an’da çok bariz bir matematik hatası var ve şayet kusursuz olduğu iddia edilen Allah tarafından gönderilmiş bir kitap olsaydı bu bariz hata olmazdı” demeye getiriyorlar. Ve bu iddiaya cevap vermek için kolları sıvayan gayretli ve aklını kullanan -bir kısmı âlim- birçok Müslüman zat internet sitelerinde meseleyi gündemlerine taşıyor. Birbirinden çok farklı cevaplarla ayetleri izah etmeye çalışanlar ne yazık ki tatmin edici bir cevap ortaya koyamıyor. Diğer yandan bu hata iddiasının hararetle cevaplandırılması için samimi bir şekilde birçok siteye bu husus, soru olarak iletiliyor. Mesela; payın paydadan fazla çıkması ile sonuçlanan hesap ile malın Kur’an’daki oranla dağıtılmasının imkânsız olduğunu iddia eden ateistlerin bu iddiası ‘sorularlarisale’ sitesine sorulduğunda site yöneticileri bu konunun risalelerde izah edildiğini söylüyor. Ve site konudan bağımsız olarak, risalelerde geçen kadın ve erkeğin paylarının farklılığı üzerine yapılan bir izahı paylaşıyor ve meseleye net bir çözüm getiremedikleri hissedilmiş olunmalı ki cevabın sonunda ‘sorularlaislamiyet’ sitesine yönlendirmede bulunuluyor. Sorularlaislamiyet sitesi ise konu ile ilgili Prof. Dr. Hamza Aktan’ın Mukayeseli İslam Hukuku kitabından alıntıladığı pasajı paylaşıyor. Site avliye meselesini anlatmaktan öteye gidemiyor. Payın paydadan büyük çıkması durumu ilk defa Hz. Ömer döneminde bir paylaşım sırasında ortaya çıkıyor ve mesele ashap ile istişare ediliyor. Sonunda paydayı payla eşitleyip taksimat o
Kur'an'da Hata YokHalis Aydemir · Enki Yayınları · 20127 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·230 syf.··
2026 270. kitabı
Robin Sharma, *Ferrarisini Satan Bilge* adlı bu popüler kişisel gelişim klasiğinde, hayattaki başarısına rağmen içsel bir boşluk yaşayan ünlü bir avukatın, geçirdiği kalp krizinin ardından her şeyini satarak Himalaya bilgelerinin yanında çıktığı ruhsal aydınlanma yolculuğunu konu alır. Kitap, batının maddi dünyası ile doğunun kadim felsefesini harmanlayarak huzurlu, anlamlı ve disiplinli bir yaşam sürmenin pratik formüllerini bir rehber niteliğinde sunar.
Ferrari'sini Satan BilgeRobin Sharma · Pegasus Yayınları · 201223,7bin okunma
Gök Kubbenin Altında Bir Başına: Harita Odasında Kaybolan Dev
Puan vermedi·517 syf.··
2023 3. kitabı
Bazı kitaplar vardır; kapağını kapattığınızda odadaki hava değişir, duvarlar üzerinize doğru esner ve aynadaki yüzünüze bakacak cesareti kendinizde zor bulursunuz. Benim için bu hayatta okuduğum en iyi, en sarsıcı hikâyedir Martin Eden. Bu, bir ruhun kırıla kırıla, yana yana kendi küllerinden bir dev inşa edişine ve sonra o devin kendi yarattığı yalnızlık okyanusunda boğuluşuna yakılan merhamet dolu bir ağıttır. Jack London, Martin’in şahsında bize sadece bir başarı ya da başarısızlık öyküsü anlatmaz; ham bir gücün, rafine bir yabancılaşmaya nasıl evrildiğini sezdirir. Martin’in aristokrat bir eve ilk adım attığı o sahne, hantal bedeniyle nesnelere çarpmaktan korkan, kollarını nereye koyacağını bilemeyen o kaba saba denizcinin ürkekliği aslında yolun henüz başıdır. Duvardaki yağlıboya tabloya yaklaştığında güzelliğin özensiz boya darbeleri arasında kaybolduğunu görüp şaşırmış, gerilediğinde ise resmin yeniden muhteşem bir fırtınaya dönüştüğünü görmüştü. "Dalavereli bir resim" diye geçirmişti içinden. Martin’in trajedisi tam olarak bu tespitte gizlidir. Uzaktan kusursuz, pürüzsüz ve semavi görünen o burjuva dünyası, içine girdikçe tıpkı o tablo gibi çözülmüştür. Yaklaştıkça görmüştür ki, tapındığı o insanların zihinleri sığ, kalpleri hesapçı, entelektüel derinlikleri ise sadece ezberlenmiş kalıplardan ibarettir. Oysa Martin açtır. Bilginin o uçsuz bucaksız harita odasında rehbersiz yolunu bulmaya çalışırken, kelimeleri birer uysal hizmetkâr yapabilmek için uykuyu beş saate indirirken kalbinde sadece saf bir aşk ve güzellik arayışı vardır. Çamaşırhanenin o cehennemî sıcağında, insanı iş hayvanına çeviren o öldürücü ritmin içinde bile ruhunun derinliklerinde parıldayan o ışığı korumak için direnmiştir. Peynir Surat’la on bir yıl boyunca dövüşen o inatçı çocuk, editörlerin
Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135bin okunma
Çile: Ruhun Muhasebesi
10/10
·512 syf.·
Beğendi
·
2026 11. kitabı
Necip Fazıl'ın Çile'si, yalnızca şiirlerden oluşan bir kitap gibi okunmamalı; bir ruhun arayışını, sarsıntılarını ve hesaplaşmasını taşıyan bütünlüklü bir dünya olarak görülmeli. Kitapta dil keskin, duygu yoğun, fikir ise sürekli hareket halinde. Bu eserde beni en çok etkileyen taraf, şiirin sadece estetik bir söyleyiş olmaktan çıkıp insanın içindeki boşluk, korku, iman, zaman ve ölüm gibi büyük meselelerle yüzleşme alanına dönüşmesi. Necip Fazıl, kelimeleri süslemek için değil, insanın derin yerlerine dokunmak için kullanıyor. Çile, hızlı okunup kenara bırakılacak bir kitap değil. Bazı şiirler yeniden dönmeyi, bazı dizeler ise uzun süre susup düşünmeyi istiyor. Şiirin fikirle, fikrin de iç sancısıyla birleştiği güçlü bir eser.
Şiir
ÇileNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 202325,2bin okunma
Yorum
Puan vermedi
Şermin Yaşar okumak, benim için her seferinde insan olmanın o unuttuğumuz, tozlu sayfalarını yeniden karıştırmak gibi. Yazarın kurduğu her cümlede kendi hayatımdan bir iz buluyor; karakterlerin acılarını, sevinçlerini ve çıkmazlarını adeta üzerime bir hırka gibi giyiniyorum. Söyleme Bilmesinler, beni en çok o "kırılma anı" ile derinden etkiledi. Yılların biriktirdiği sırların sıradan bir günde omuzlardan düşüşünü ve ne acıdır ki bu yükler yere serilirken günahların hep bir kişinin üzerine yıkılışını izliyoruz. Aslında bazen yaptığımız hataların faturasını hayata kesiyor, bazen de bu suçluluk psikolojisini başkalarına dayatıyoruz. Emin, Ethem ve Ekrem Kitaptaki üç kardeşin trajedisi, sevginin ve sevgisizliğin insanı nasıl şekillendirdiğinin en somut kanıtı. Ethem geçmişteki bir günahın bedeliyken, arkasından gelen Ekrem de payına düşen sevgisizlik sürgününe itiliyor. Nurten, sevilmeyi hiç tadamayan Ethem’e sunulmuş sessiz bir hediyeydi. Madalyonun diğer yüzündeki Emin ise, kendini kabul ettiğini sanan Çiğdem’in rüzgârında savrulurken karşısında Hülya’nın o duvar gibi suratını buluyor. Her karakter, kendi içindeki sevgisizlik boşluğunda bir diğerini hırpalıyor. Dünyadaki en büyük erdem, şüphesiz ki sevebilmektir. Sevmek başlı başına zor bir meziyettir; fakat insanın kendine sevilmediğini fısıldayabilmesi, işte o bambaşka bir cesaret ve sarsıcı bir olgunluktur. Üstelik bu sevgisizliğin ardındaki asıl nedeni öğrenip ruhunuza binen tüm ağır yüklerin farkına vardığınızda, hayatın seyri kökünden değişir. Çünkü o andan itibaren içinizde büyüyen o tekinsiz boşluk yerini, gerçeğin çıplak ve sarsılmaz farkındalığına bırakmıştır.
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,3bin okunma