Beklenti anksiyetesi
10/10
··
Beğendi
“Beklenti anksiyetesi, gelecekte yaşanabilecek olumsuz olaylar hakkında duyulan aşırı ve sürekli endişe hâlidir” diyor Google Al” Office dizisi bittiğinde, Better Call Saul dizisinde olduğu gibi sevdiğim, alıştığım, hayatın anlam kazandığı, kendimi odaklayabildiğim bu güzelim dizilerin sonunda boşluk yaşadım. Tekrar bu zevki alabildiğim diziler, filmler olacak mıydı? Başka hangi filmlerden , dizilerden bu zevki alacaktım. Beklenti anksiyetesi şimdi Thomas Bernhard kitapları için çalışmaya başladı. Bu samimiyette, kendi içini açabilen kitaplarla buluşabilecek miyim? Yoksunluk yaşama beklentisi ile zevk aldığım bu dakikalarda kaygı birbiri içine girdi. Yaşarken de böyle oluyor, hayatın zevklerine çok alışmamış olacağım ki, zevk aldığım bu zamanların nerede biteceğini, tekrar olacak mı düşüncesi içine çekiyor. Neyse ki bu tatlı zamanları Bu lezzetli kitapların arasına Bukowski kitapları sokuşturuyorum. Bu samimi kendi içini açan Bernhard ile temas ettiğim günleri uzatıyorum. Kimbilir Better Call Saul ve Office dizilerini 5-6 defa izlediğim gibi bu güzelim kitapları da defalarca okuyacağım.
BetonThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 20251,409 okunma
Puan vermedi·524 syf.··
2026 1. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 23:00
Masumiyet Müzesi bir aşk hikâyesinden çok daha fazlasıydı benim için.Bir insanın sevdiği kişiye değil,o kişiyle yaşadığı anılara ve hissettirdiği duygulara nasıl saplanıp kalabileceğini çok çarpıcı şekilde anlatıyor.Orhan Pamuk’un detaylı anlatımı sayesinde eski İstanbul’u,evleri,sofraları ve hatta eşyaların taşıdığı duyguları bile hissediyorsunuz.Özellikle“hatıraların bazen insanlardan daha uzun yaşadığı” fikri kitap boyunca çok etkileyiciydi.Yer yer yavaş ilerlese de bitirdiğimde içimde garip bir boşluk bırakan,uzun süre akılda kalan bir kitaptı.
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,4bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·129 syf.··
2026 24. kitabı
Herkese merhaba. Bu kitabı hayatımın çok zor bir döneminde okudum. Benimkisi öyle ayrılık haftası değildi final haftasıydı. Daha önce bir ayrılık yaşamadım o yüzden kıyas yapamayacağım. Çok güzel bir kitaptı. Bu kitap bana "Kilitli Kapılar Ardında" şarkısını o kadar çok çağrıştırdı ki kitabı sadece o şarkıyla dinledim. Eğer hâlâ okumadıysanız benim için okurken bir kere dinleyin. Kitapta eski sevgilisinden ayrılan bir kadının kafasını sakinleştirmek için sevgilisine yazdığı mektuplar yer alıyor. Büyük ihtimal hiç göndermediği mektuplar. Bilmiyorum sanki sevgilisinden ayrılan benmişim de ben mektup yazıyormuşum gibi hissettim. Kitabı daha önce yarısına kadar okuyup yine sınavlar dolayısıyla ara vermiştim. Bu sefer kendime söz verdim bitireceğim diye. Bu sefer sözümü tuttum. İnsan bazen merak ediyor. Birini sevmek, biri tarafından sevilmek nasıl diye. Sonra amannnn diyor. Bizi kim niye sevsin? Eğer bir gün bu konu hakkında fikrim değişirse yine yazarımmm Kitap zaten çok kısa. Her üç dört sayfalık bölümden sonra üç sayfa boşluk var. Çok kolay okunan, çok sevdiğim bir hikaye oldu. Yazarı da zaten çok severim. Ne yazsa okurum dediğim nadir kişilerdendir.
Duygu ve Düşünce
Bu Hikâye Senden Uzun OsmanAylin Balboa · İletişim Yayıncılık · 202213,6bin okunma
10/10
·372 syf.··
Beğendi
·
2026 105. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 20:31
“Kim ya da ne olursa olsun, yaşayan her can hayat demektir.” Herkese Merhaba 1938 yılında savaş döneminde Amerika’daki yetim bir çocuğun zürafalarla yollarının keşismesini ve bu yolculukta oluşan sımsıcak dostlukları anlatan muhteşem bir kitap okudum. Kaliforniya’nın ilk zürafaları olan Kız ve Oğlan’ı San Diego hayvanat bahçesine götüren bir kamyonla başlıyor yolculuğumuz. Tesadüfler üzerine yetim bir çocuğun direksiyona geçmesi ve böylece maceranın başlamasına sebep olur. Bu yolculuk boyunca oluşan dostluklara hayran kaldım özellikle Woody ve Zaralar arasında gerçekleşen sessiz dostluk paha biçilemezdi. Kitap bitince etkisi içinizde kocaman bir boşluk oluşmasına sebep oluyor. Çok çok severek okudum ve kesinlikle herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
Zürafalarla Batıya DoğruLynda Rutledge · The Kitap · 202682 okunma
Puan vermedi·321 syf.··
2026 59. kitabı
Özlem Maman’ın Bensizlikte Sonsuzluk kitabı, dışarıdan bakıldığında olay örgüsü olmayan, ama aslında insanın iç dünyasında çok yoğun bir “iç olay örgüsü” taşıyan bir metin. Kitapta bir karakterin başına gelen somut olaylardan çok, insanın kendi benliğiyle, hafızasıyla, kayıplarıyla, sevgisiyle ve varoluşuyla yaptığı hesaplaşma anlatılıyor. Merkezde sürekli değişen, dağılan, kendini arayan bir “Ben” var. Bu “Ben”, önce kendini tanımlamak istiyor; sonra tanımladığı her şeyin aslında geçici, kırılgan ve eksik olduğunu fark ediyor. Kitabın ana sorusu yalnızca “Ben kimim?” değil; aynı zamanda “Ben yok olursam benden geriye ne kalır?” sorusu. Yazar bu soruyu hafıza, ego, ölüm, Tanrı, sevgi, özlem ve eksiklik üzerinden derinleştiriyor. Hafıza silinirse insan hâlâ kendisi midir? Sevdiğimiz biri öldüğünde tamamen yok mu olur, yoksa bizde bıraktığı ses, iz, alışkanlık ve duygu olarak yaşamaya devam mı eder? İnsan sadece adıyla, bedeniyle, geçmişiyle mi vardır; yoksa başkasında bıraktığı anlamla da varlığını sürdürür mü? Kitap bütün bu soruları okurun içine bırakıyor. Metnin en güçlü taraflarından biri, “eksiklik” duygusunu çok derinden işlemesi. Kitapta eksiklik sadece acı veren bir boşluk değil; insanı dönüştüren, büyüten ve bazen başka bir bütünlüğe taşıyan bir alan gibi anlatılıyor. Özellikle baba kaybı, kavuşamama, özlem, söylenemeyen sözler ve yarım kalmışlıklar kitabın duygusal merkezini oluşturuyor. Burada kayıp, sadece kaybetmek değildir; kaybedilen kişiyi içinde taşımayı öğrenmektir. Yazar, sevginin bazen kavuşmakla değil, yoklukla da büyüdüğünü gösteriyor. Yazarın hedefi okura hazır cevap vermek değil; okuru kendi içine döndürmek. “Ben” dediğimiz şeyin sabit olmadığını, her gün yeniden kurulduğunu, bazen bir hatırayla, bazen bir acıyla, bazen bir başkasının bakışıyla
Bensizlikte SonsuzlukÖzlem Mama · Mythos Kitap · 20261 okunma
Ne zaman yalnız kalırsın?
9/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 14:33
“Ne zaman tam anlamıyla yalnız olduğumuzu biliyor musun? dedi. Kalabalıkların arasındayken, dedim.” Yazara göre ölüm anında bana göre kalabalıklarda. Varmış gibi olan her şey ve herkeste. Koca bir ailenin üyesiyken, sınıfın en gözde öğrencisiyken, evdeyken, dışarıdayken… Kısacası anlaşılmanın zerre kenarında olmadığın zaman dilimlerindeyken. Bu da ölümle eş değer belki de… Bilemiyorum. Anlaşılmak, değer görmek insanı yalnızlığından çıkarıp bambaşka bir öz şefkatle tanışıtırır. O yüzdendir ki insan toplulukların içinde “yeteri” kadar yalnız hisseder. Gelelim kitabaaa: Ne desemmmmm ne yazsam tam anlatabilirim bilmiyorum. En azından deniyorum şu an. Kısa öykülerden oluşuyor. Kısa notlar aldım anca böyle toparlayabiliyorum. Genel tema bireyin toplumsal yalnızlığı.(en sevdiğim) Başarının, büyülü bir ritüel olarak yada takıntılı bir inanç üzerinden toplumun kahramanlık figurüne dönmesi, hem bireysel hem toplumsal yalnızlığı daha da derinleştirmiş. Yani her bireysel başarı veya yükseliş arkasında sessiz bir toplumsal travma ya da baskı barındırıyor. Yazar hikayeyi okura açık açık anlatmak yerine ipuçları bırakarak, bizim insiyatifimize bırakmış. Yani “çıkarım” zamanı. Bir kuşağın gerçekleştirmek için yıllarını harcadığı hayalleri ve hayal kırıklıkları çarptı yüzüme. Bazen gerçekleştirilmiş hedefler geç kalınmış mutluluk olarak karşımıza çıkıyor. Kişinin ne vakti ne de ruhsal tatmini onu doyurmaya yetiyor. Biriktirilen yılların sembolik karşılığını alma çabasından başka bir şey olmuyor ve beklediği içsel huzur ise asla gelmiyor. Hikayeler kitabın genelinde hissedilen boşluk ve bireysel yalnızlığı tamamlıyor. Ekstrem ve sarsıcı imgelerle karakterlerin boşluğunu, arzularını,aradıkları anlamla kurdukları kopukluk çok keskin. Umarım sadece ben böyle hissetmemişimdir. Şu soruyu
Katil OrospularRoberto Bolano · Can Yayınları · 2017120 okunma