Hiç biŕ şeyin normali yakışmazdı ki bize. Bayrak gibi sallandıracaktık bedenimizi insanın boşluk hissi ile dolu olan coşkusunda. İnsan olmak fiyakamiz, resmi olmak belirsiz bir ruh hali olarak kalacaktı. Plakasız araçların arkasindan oldürülmek için hareket çekip bekleyecektik resmi olarak öldurülmek için. Biz hiç başkası olamazdık ama bütün yazışmalarimız aynı nehrin kirinden pasindan besleniyordu. Onun icin bıraktim tam boy bir resmimi sans, bulunmak için bütün tarih kitaplarinda.
Müminin her hali olgunlaşma, her hali ibadettir. Anne, çocuğu büyütüp olgunlaştırdığını sanır, oysa çocuk anneyi kemale erdirir. Yaratılan hiçbir şeyde boşluk yoktur. Hikmet vardır. Çocuğun ağlaması da bunlardan biridir. Sünnet noktasından bakılınca çocuğun ağlamasında bile tevhid sırrının ardından uhrevi aydınlık görünür. O ağlama ne çocuk ne de anne için boşunadır. Çocuk ağlayarak annesinin kendisiyle ilgilenmesini sağlamışır. Belki de ilgi çekmek için ağlamıştır. Sebep ne olursa olsun sonuç hikmettir. Anne de çocuğunu sabırla teskin ederek rahmeti çekmektedir.
İstemeden varım ve istemeden öleceğim. Olduğum şeyle olmadığım şey arasında, hayal ettiğim şeyle hayatın beni yaptığı şey arasında bir boşluğum."
Huzursuzluğun Kitabı / Fernando Pessoa
Sanki uzun bir yolculuğa çıktım
Ve ben yanıma hiçbir şey almadım
Sanki mühim bir işim varmış da
Ben onu yapmayı unutmuşum gibi
Eksikliğini fazlasıyla hissedebiliyorum
Sanki farkında olmadan bir şeylere veda ettim
İçimde beni endişelendiren bir burukluk var
Rahatsız eden kocaman boşluk var
Bilmiyorum belki de gelip geçici bir şeydir
Ya da ben bu aralar fazla duygusalım
Anlayamıyorum.