'Sinem- Cem Bostan
Zaman fark eder miydi aşkta? Üç ay süren bir ilişkiyle üç yıl süren bir ilişkinin hiçbir farkı yoktu aslında. 'İkisi de bitince acıtıyor' diye düşündü. Aslında zaman değil, kendinden ona ne kadar verdiğin önemli. Verdiğin değer, onu hayatında koyduğun yer. O yere bir daha bir başkasını aynı şekilde koyamayacak olman acıtıyor diye geçirdi içinden.
Alıntı
KAHRIN DA HOŞ LÜTFUN DA HOŞ Cana cefa kıl, ya vefa Kahrın da hoş, lutfun da hoş, Ya derd gönder ya da deva, Kahrın da hoş, lutfun da hoş. Hoştur bana senden gelen: Ya hilat-ü yahut kefen, Ya taze gül, yahut diken.. Kahrın da hoş lutfun da hoş. Gelse celalinden cefa Yahut cemâlinden vefa, İkisi de cana safa Kahrın da hoş, lutfun da hoş. Ger bağ-u ger bostan ola. Ger bendü ger zindan ola, Ger vasl-ü ger hicran ola, Kahrın da hoş, lutfun da hoş. Ey padişah-ı Lemyezel! Zat-ı ebed, hayy-ı ezel! Ey lutfu bol, kahrı güzel! Kahrın da hoş, lutfun da hoş. Gerek ağlat, gerek güldür, Gerek dirgür, gerek öldür Bu Âşık hem sana kuldur
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Cem Bostan
Korkuyor insan Yarasına yâr olana yara olmaktan...
1000Kitap
Korkuyor insan ,yarasına yar olana ,yara olmaktan “Sana Adanmış Şiirler “ “Cem Bostan “
Alıntı
Kendi Klasiklerimize Neden Bu Kadar Yabancıyız? Bugün “klasikler” denildiğinde zihnimizde çoğunlukla Batı düşüncesinin kurucu metinleri beliriyor. Şüphesiz bunlar insanlığın ortak mirasına ait eserlerdir ve okunmayı hak ederler. Ancak İslâm medeniyetinin asırlar boyunca ürettiği felsefî, hikemî ve irfânî klasiklere yönelik aynı dikkati gösterdiğimiz söylenemez. Hatta “okuyalım, çocuklarımıza da okutalım” dediğimiz klasikler söz konusu olduğunda, bu kavram çoğu zaman neredeyse otomatik biçimde Batı klasiklerini çağrıştırmakta klasik okuma tasavvurumuz büyük ölçüde bu minvalde sınırlanmaktadır. Klasikler, yalnızca geçmişte yazılmış metinler değildir. Bir medeniyetin varlık, bilgi, ahlâk ve insan anlayışının en yoğun biçimde billurlaştığı metinlerdir. Her medeniyet kendi kavramlarını, sorularını ve hakikat tasavvurunu bu eserlerde muhafaza eder. Bu nedenle kendi klasiklerine yabancılaşmak, yalnızca bazı kitapları okumamış olmak değil, kendi düşünce geleneğinin kavramlarına, meselelerine ve idrak ufkuna da uzak düşmektir. Bu bağlamda felsefe, hikâye, şiir ve ahlâk diliyle yazılmış bazı klasik eserlerimize hep beraber bakalım: Bu klasiklerin en temel ortak özelliği, en karmaşık metafiziksel ve ahlâkî hakikatleri dahi alegoriler, masallar ve yaşanmışlıklar gibi her seviyeden insanın okuyup 'vusatınca' anlayabileceği, kendi ruh dünyasına tatbik edebileceği edebi bir dille sunmalarıdır. Bunlardan "bazıları": 1. Sa'dî Şîrâzî (Ö. 691 / 1292) - Bostan ve Gülistan: Ahlâk, hikmet, siyaset ve insan ilişkilerini şiir ve hikâyelerle anlatan klasik edebiyatın başyapıtlarındandır. 2. Mahmud Şebüsterî (Ö. 720 / 1320) - Gülşen-i Râz: Vahdet-i vücûd, insan-ı kâmil ve metafizik hakikatleri özlü ve şiirsel bir dille ele alan tasavvuf klasiğidir. 3. Âşık Paşa (Ö. 733 / 1332) -
1000Kitap
Uyku sen bana düşman mısın?
Uyku sen bana düşman mısın? Ben kurak bozkır, Sen yeşil bostan mısın? Gece yoksun, gündüz yok, Herkese tam da Bana noksan mısın? Saat oldu beş çeyrek, Çağırdım seni ah çekerek. Ver benim hakkımı, Yoksa sen korsan mısın?
Şiir