Musa Anter’in öldürülmeden bir süre önce okuduğu dizelerdeki celladın çözemediği bilmece Kürtler arasında ölümün değişen anlam ve üretkenliğine çarpıcı bir örnektir:
” Ve cellat uyandı yataginda bir gece
Tanrım dedi , bu ne zor bilmece
Öldükçe çoğalıyor adamlar
Ben tükenmekteyim öldürdükçe “
Hişyar Özsoy
Görüşlerini endişe ,şüphe,korku duygusu ile temellendirdikleri komplo teorilerinde ,Kürtler “iç savaş”çıkarmak için pusuda bekleyen “iç düşman” olarak kodlanırken ,bu paranoya rejimin distopyası ,ırkçı fanteziyi besleyen duygusal bir yatırım nesnesini de yaratmış olur .Her zaman Kürdün ,bölmek ,iç savaş çıkarmak gibi gizli güdülerin yön verdiğinden şüphelenilen bir kimlik olarak kurulması veya kurgulanması ,”toplumsal imgelem”in inşasında Kürtlerin kimliğine yüklene anlamlar üzerinden ,Kürtlerin “biz”in duygusal gerilimini boşaltan bir fantezi öğesi haline getirilmesine aracılık etmesine neden olur.
Barış ünlü ,Türklük Sözleşmesi adlı çalışmasında Türklüğü oluşturan unsurları Türklük mutabakatı üzerinden aktarırken,en önemli prensibi bilinçli yada bilinçsiz bir şekilde teğet geçer.O da Kürt düşmanlığıdır . Açıkça ifade edilebilir ki ırkçılığın sömürgeci pratiklerle birlikte mahkum edilmesiyle ,tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de kendini milliyetçi veya ulusalcı kimlikle tanımlayan bütün ırkçıların manevi ve ruhsal birlikteliğini oluşturan ilkelerin başında Kürt düşmanlığı gelir.Kürtlere doğrudan veya dolaylı düşmanlık etmeyen,hatta Kürtlerin sevincini kendi kabusu olarak görmeyen bir milliyetçinin Türklüğü bile anında sadakat testine tabi tutulur .
Me ne dîwan e ne meclîs
Ji bo xwedê ka kî bi me dişêwire?
Bendewarîyên me yên ne li rê
Hêvîyên me yên bê dest û pê
Dibin mar li pêşeroja me kulor didin
Şivên ter li guher