Bilimde doğruyu, sanatta güzeli, matematikte denklemi, fizikte yörüngeyi aramazdı aslında insanoğlu, aslında aradığı kendisiydi. Herşey tek bir cümleden evrilir, değişir ve gelişirdi : "Bu dünyadaki yerim nedir? "
Duasız üşürdü yürekler. Bir dua edeni olmalıydı insanın bir de dua ettiği. Bilemezdik hangi kırık gönlün duasıydı karanlıkları aydınlatan, umulmadık kapıları açan. Nasıl güzel diyordu derviş: "Bilemezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan"