Başını kaldırıp hayretle baktın. Ben de gözümü sana diktim. “Tanı beni, tanı beni artık!” diye haykırıyordu bakışlarım. Fakat senin gözlerinde sevimli ve hiçbir şey bilmeyen bir gülümseme vardı. Beni bir defa daha öptün ama beni tanımadın.
Şimdi artık benim için yalnızca sen varsın dünyada, yalnızca sen, benimle ilgili hiçbir şey bilmeyen sen, bu arada hiçbir şeyden haberi olmayanı oynayan veya her şeyi ve herkesi alaya alan sen. Evet, yalnızca sen, beni asla tanımamış olan ve hep sevdiğim sen.
sen, benim için -sana nasıl söyleyebilirim? Bu konuda her girişim yetersiz kalır- evet, çünkü sen benim için her şeydin, bütün hayatımdın. Benim icin her şey, ancak seninle ilintili olduğu ölçüde vardı, hayatımdakilerin hepsi ancak seninle bağıntılı olduğu ölçüde anlamlıydı.