"Bu cahil, sözümdeki iğnelemeyi fark etmemiş olamaz," diye düşünüyordu. "Kağıtları da çoşkuyla okuduğuna eminim; yalan söylüyor okumadım diye. Ama belki de yalan söylemiyordur da hakiki bir aptaldır. Zaten bence dâhinin hafif aptalı makbuldür.
İki kişinin karşılıklı onur savaşından başka nedir o yirmi yıl deyip durduğunuz! Bana yazdığınız mektupların hiçbiri bana yazılmış değil; gelecek kuşaklara kalsın diye yazılmış mektuplar! Siz dost değil, bir üslupçusunuz; zaten dostluk dediğiniz yüceltilmiş kavram da, gerçekte iki kişinin içlerini, içlerindeki bulaşık sularını karşılıklı birbirlerine dökmelerinden başka bir şey değildi...
Dile getirdiği şeyler bunlardı ama aslında içinde, ta derinde bir yerlerde bambaşka şeyler kıpırdanıyordu: Anlamsız, yıllardır yıpranmamış bir şekilde, içinde, gençliğinden beri, yazgıya ilişkin bir önsezi, yaşamın güzel şeylerinin henüz başlamamış olduğuna ilişkin bir inanç vardı.