Althusser bu kitabında Marksizmin "Devlet egemen sınıfın baskı aracıdır" söylemine bir güncelleme getiriyor ve devletin sadece baskı ile değil aynı zamanda insanların rızasına dayalı olarak da yönetimi sağladığını belirtiyor. Yazara göre söz konusu rıza, "devletin ideolojik aygıtları" ismini verdiği okul, aile, din, medya gibi kurumlar aracılığıyla imal edilir. İnsanlar özgür olduklarına dair bir yanılsama içindedir; aslında aidiyetle, alışkanlıkla, inançla sisteme entegre olurlar, boyun eğerler. Bu bize o kadar doğal gelir ki, hür irademizle, hiçbir etki altında kalmadan rıza gösterdiğimizi zannederiz.
Hükümetin el değiştirmesiyle yeni yönetim baskı aygıtları (polis, mahkeme vb) üzerinde kontrolü sağlayabilir ama devletin ideolojik aygıtlarını aynı kolaylıkla kontrol altına alamaz. Bu aygıtlar bir günde değil, nesiller boyunca şekillenerek güncel haline ulaşır. Kültürel kökenleri, özerk yapıları vardır; tek bir merkeze bağlı değillerdir.
Ayrıca yazar, rıza üretim araçları içerisinde özellikle okula vurgu yapıyor. Eskiden kilisenin sahip olduğu işlevi modern çağda okul yerine getirir, artık toplumları okul yönlendirir. İdeolojiyi içselleştirecek bireyler yaratmak okulun görevidir.
Günümüzde "yaa insanlar buna nasıl inanıyor, bunu nasıl destekliyor" sorularına cevap bulmamızı sağlayan bir kitap. Ayrıca şunu da belirtmeliyim ki ben de, sen de ideolojik aygıtların etkisinden muaf değiliz. Çünkü hepimiz hayatı ideolojik aygıtların bizi şekillendirdiği şekilde görüyoruz, yorumluyoruz. Bu durumun farkında olmak otomatikman bu etkiden kurtulmak anlamına da gelmiyor.
Kitabın dili ağır değil, çok fazla anlaşılmaz terim veya soyut fikir yok. Kitabın konusu, Marksizmin görüşleri üzerine inşa edildiğinden Marksizmle ilgili temel birkaç hususa ilişkin