Beyza

Beyza
Uzunca bir zaman, karşılaştığım ve karşılaşabileceğim her soru için bir cevabım olmasını önemsedim. Şimdi kendime ait soruların varlığıyla yetinmeyi öğreniyorum. Anlıyorum ki bu dünya, cevap verebileceğim türde açık ve anlaşılır sorular barındırmıyor. Vazgeçtim cevaplardan. Ellerimi cebime koyup, yerdeki çizgilere basmamaya gayret ederek yürüyorum. Cevaplar için sürekli başkalarının yardımına ihtiyaç duyuyordum, oysa kafamda o kadar çok soru var ki, artık etrafımda kimsecikler olmasa da olur. A ah Kutsal bir yalnızlığa yürüyorum şimdi.
Reklam
İnsan çok uzaklara gitmeye karar verdiğinde denizi tercih etmeli bana kalırsa. Kara, gözden kayboluncaya kadar denizde yolculuk etmeli. Yani bir gemiyle gitmeli insan. Ayağı toprağa değdikçe uzaklaşamaz insan. Şehirlerden geçtikçe uzaklaşamaz. Çünkü şehir, bir hatırlama biçimidir. Her şehir, içinde bir hatırayı canlandıracak fotoğraflar taşır.
Sayfa 69·Kitabı okudu

Beyza

, bir kitap okudu
8/10
·328 syf.·
12 günde okudu
·
2026 4. kitabı
Daniel Defoe
8.1/10 · 26,7bin okunma
Buradan da bazen çok ileri gidiyor ve ışığı bazılarından saklayıp bazılarına göstererek, ama yine de herkesten aynı ödevleri yerine getirmelerini beklemesinin eşyanın doğasına aykırı, keyfi bir adalet olduğunu düşünerek Tanrı’nın egemenlik alanının sınırlarını zorluyordum. Fakat bunları kafamdan kovup düşüncelerimi şu kanaatle frenliyordum: Birincisi, bu insanların hangi ışık ve yasayla mahkûm edildiklerini bilemeyiz, ama Tanrı doğası gereği sonsuz bir kutsallığa sahiptir ve adildir; bu yaratıkların, nedenini bilmediğimiz, Tanrı’dan mahrum kalma yazgıları yüzünden, Kutsal Kitap’ta yazıldığı gibi kendi bilinç ve vicdanlarıyla kavrayabilecekleri o ışığa karşı günah işlemeleri gerekmez; ikincisi de, hepimiz çömlekçinin elindeki çamur parçasıyken, çömleklerden hiçbiri kalkıp da, “Beni niye böyle yarattın?” diyemez.
Sayfa 225·Kitabı okudu