Tek lokmalık, 1 saat civarında okunabilecek bir eser.
En beğendiğim kısım ölümle ilgili düşündüğü kısımdı. Uyku ve ölüm arasındaki ilişki..
Kendimde uyku konusunda zorluklar çektiğim için hanımefendiyle bir yakınlık kurdum kendi içimde.
Yalnız o kadar çok marka vs bahsediliyor ki YouTubeda video izliyor gibi hissettim kendimi.
Beni en çok cezbedense Anna Karenina okurken çikolata yemesiydi, resmen canımı çektirdi. Bu arada kitabın içinde başka bir kitabın bu kadar çok anlatılması da...
Kitabın sonu ise okuyan kişinin kendi içinde çözmesi, anlaması gereken ayardaydı.
Velhasıl kelam, ara sıcak/soğuk tadında bir kitaptı.
Kitabı okurken sanki sürekli aynı şeyleri okuyormuş gibi bir hisse kapıldım, gerçi çokta farklı şeyler değildi anlatılanlar.
Anahtar kelimeler : öğrenme, bilgi, öğrenen, soyutlanma, geçmiş, şimdi, yetke, özgürlük, bağımsızlık.
Öğrenmenin, bilgi istifçiliği değil, tamamen arınmış bir zihinle olacağını anlatmaya çalışıyor, yani okullarda veya herhangi bir yerde aldığımız eğitimin aslında tam anlamıyla öğrenme olmadığını, öğrenmek için önceden o konuda herhangi bir bilgiye sahip olmamamız gerektiğini vurguluyor.
Kitapların, dinlerin, siyasetin bizi hapsettiğini, ancak onlardan özgürleşirsek gerçek anlamda öğrenmenin olacağının altını çiziyor.
Bazı yerlerde çok iyi odaklanamadım ama kitabı iyi anladığımı düşünüyorum.
Felsefeye meraklı kişilerin okuması daha iyi olur..
Kitap aşırı akıcıydı, sanki dizi izler gibi aktı olaylar gözümün önünden, Fugui'yi en son benim öldüresim geldi ama o öküzü kurtarınca affettim onu da..
Özetle çok çok beğendim
BU AN, BU HARİKA AN Burada otururken başka bir yerde olmak istemiyorum.
Geleceğin ya da geçmişin çekiştirmelerinden uzağım.
Burada oturuyorum ve burada olduğumun farkındayım.
Bu son derece önemli, çiinkii hepimiz, şimdide değil ge lecekte yaşama eğilimindeyiz. Örneğin, “Hele bir okulu bitirip diplomamı alayım, gerçekten yaşamaya o zaman başlarım,” deriz. Diplomamızı aldıktan sonra-ki bu hiç de kolay olmamıştır bu kez de, “Hayatımın başlaması için iş bulmayı beklemek zorundayım,” deriz. İşten son ra araba gelir, arabadan sonra ev. Böyle düşündüğümüz sürece, şimdiki zamanda yaşayamaz oluyoruz. Yaşamayı hep geleceğe, ne zaman geleceği belli olmayan uzaklara erteliyoruz. Sanki yaşamak için en doğru an bu an değil miş gibi. Yaşıyor olduğumuzu hayatımız boyunca hisse- demeyebiliriz. Yaşıyor olduğumuzu hissedebileceğimiz tek an bu andır.
Şu incelemeyi gözümdeki yaşların buğusuyla yazıyorum, ah Piruze bitirdin beni..
Yaşadıklarını seninle yaşadım, çoğu yerinde seninle aynı şeyleri hissettim iliklerime kadar.
O kadar doğal ve gerçeksin ki.
Evlilikle ilgili olan düşüncelerimin üstüne senin yaşadıklarında tuzu biberi oldu.
Şimdi sırada oğullarınla olan serüvenin var, eminim ki yine duygu seli yaşayacağım. Şimdilik hoşçakal Piruze ️